Arşiv

Archive for Aralık 2007

ÇEVRECÍ FIKRALAR

19/12/2007 4 yorum

Konferans sırasında arkadaş olan üç uzman birlikte tuvalete girerek ihtiyaç gidermişler. İşini ilk bitiren ellerini yıkadıktan sonra makineden peşpeşe kurulama kağıtları alıp ellerini kurulamış. Tam 16 adet kağıt havlu harcamış. Arkadaşlarına dönmüş:
– Ben ODTÜ mezunuyum, bizim okulda önce temizlik ögretilir.
İşini ikinci bitiren tek bir kağıt havlu çekmiş ve elini kurulamış ve diğerlerine dönmüş:

- Ben Bilkent mezunuyum,bize okulda çevreciligi öğrettiler. Çok kağıt harcamak çevreye zararlıdır?

Üçüncü kişi ne ellerini yıkamış, ne kağıt almış. Kendisine şaşkın şaşkın bakan arkadaşlarına dönmüş:

- Ben Boğaziçi mezunuyum, biz elimize işemeyiz!


Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel’i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar… Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış,
Dursun:

- Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş,

Temel de anlatmış:

- Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan’ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan’ı taniyruuum, ne de yengesuni..

Çevreci kuruluşlara üye olan iki sevgilinin kaygası
– Yaaa Buket nedir bu rezillik ya. Biz doğallıktan bahsediyoruz. Sen makyaj yapıyorsun?

-Aman Murat o kadarda değil artık bırak biraz güzel gözükelim.

-Güzellik mi? Sen buna güzellikmi diyorsun ya. Ben seni çevreyi temiz tutalım eyleminde çöp tenekesi kılığına girdiğin şeklinle sevdim kızım!

- Ay iyide ömrümün sonuna kadar çöp tenekesi olarak dolaşacak değilim ya Murat.

- Hem ona bakarsan sende hakiki deri ayakkabı giyiyorsun. Kim bilir hangi hayvanı öldürüp derisinden ayakkabı yaptılar. Ben hiç olmazsa bez ayakkabı giyiyorum.

- Yaaa kızım bana anlatma tamammı. Daha dün inci kolye takıyodun. İncilerin nereden çıktığını anlatmama gerek yok heralde.

- Fener maçında yaktığın sis bombasının çevreye verdiği zararı, havaya verdiği kirliligi görmemezlikten gelmiştim ama doğrusu şimdi söylemeden edemiycem.

- Hahhh şuna bak. Yolda yürürken yerdeki izmariti farketmeden geçtiğin günü hatırlıyorsun değilmi. Onu geri dönüp ben almıştım yerden Buket!

- Suna bak patlak eksozla param yok diye 1 ay trafikte dolaşıp çevreyi kirleten bendim sanki!

- Mangal ziyafetine giden de sendin Buket hanım! -

- Yokkk canım. Boğazdan petrol geçirilmesini engellemek için boğaza eyleme gittiğimde ben hastayım diye evde kal sendin ona bakarsan…

Sabahın erken saatinde avdan dönen Temel, kayığını kıyıya çektikten sonra balıkçı kahvesine doğru yürür. Kahvedekiler yalnızca sağ ayağı dizine kadar ıslak olan Temel’e sorarlar :

-Ula, balık vuriy mi?

Temel :

Yok yahu ne gezer.

-Madem baluk vurmayi ayağın niye dizine kadar islandi.

Temel küçümseyerek yanıtlar :

-Uşağum, haçan denizde sigara içeyrim. İzmariti suya atınca basıpta söndirmeyecek miyum oni?

Kategoriler:Kategorilenmemiş

PÍLLER ve ÇEVRE

Teknolojinin gelismesini büyük bir hizla sürdürdügü son yillarda yasamimizda pille isleyen saatler, fotograf makineleri, uzaktan kumondalar gibi bir dizi elektrokik aletler yer almaktadir. Yüzyil kadar önce kesfedilen ve 1960`li yillardan buyana tasinabilir elektronik aletlerin artmasiyla birlikte günlük hayatta gittikçe daha sik kullanilmaya basladigimiz pil ve akümülatörler daha fazla miktarlarda tüketilmekte ve üretilmektedir. Pil atiklari birçok insanda üstünde pek fazla durulmayan konuyu teskil etmektedir. Pil atiklari içerdikleri zararli maddeler örnegin: kadmiyum (Cd), kursun (Pb), civa (Hg) ve çinko (Zn) gibi agir metaller sebebiyle tehlikeli özellikler tasimakta ve bilhassa su ve toprak kirlenmesinde önem arzetmektedir.
Almanya`da yilda 850 milyon pil satilmaktadir. Satisa sunulan pillerin büyük bir kismi çinko-kömür (Zink-Kohle) ve alkalik-mangan gibi kullan-at pillerden olusmaktadir. Hayatimizi kolaylastiran her teknolojik üründe görülebildigi gibi piller de bilhassa bilinçsiz kullanilmasi ve atiklarin geregi sekilde kontrol edilmemesi sonucunda çevreye dolayli olarak biz insanlara oldukça önemli zararlar verebilmektedir. Piyasada sunulan bütün piller çevremize zarar verebilen maddeler içerdiklerinden dolayi, Almanya`da olusan kullanilmis piller Ekim 1998`den itibaren yürürlüge giren pil yönetmeligine göre, pil satan her magazaya ücretsiz geriverilebilir. Bu magazalarin eski pilleri geri alma mecburiyeti vardir, çünkü yeni pil alindiginda alis fiyatiyla birlikte pillerin çevreye uyumlu bir biçimde ortadan kaldirilmasi için ücret ödenmektedir. Magazalar tarafindan toplanilan piller çevreye uyumlu bir biçimde ortadan kaldirilabilmesi için pil üreticilerine geri verilmektedir. Eski piller pil satan magazalarin yanisira, belediyeye bagli olan çöp isleme tesislerine veya zarli atiklari toplayan araçlara da geri verilebilir (Bu bilgiler Almanya için geçerlidir, ülkemizde ve veya diger ülkelerde nasil muamale görüyor, bilemiyorum.)

Tarih sürecinde çok sayida arastirmaya konu olan piller günümüzde hala gelistirilmeye çalisilmakta ve bu hususta pillerin güvenirligini, ömürlerini ve kütlesel enerjilerini arttirmaya yönelik çok sayida proje çalismasi yürütülmektedir. Ìncelenen konular arasinda, lituyumlu piller, civa oksit-kadmiyum pilleri, çinko-hava pilleri, organik elektrolitli piller ve kati elektrolitli piller yer almaktadir.

Çevre sagligi için pil seçiminde bazi tavsiyeler:

Ìlk etapta mümkünse pillerden kaçinilmali, alternatif olan ürünlere örnegin: mekanik veya günes enerjisiyle çalisan saatlere, elektrikli tras makinelerine ve elektronik esyalara, günes enerjisiyle çalisan hesap makinelerine öncelik taninmalidir. Çünkü çevremize zarar vermeyen piller yoktur. Yanliz bazi piller digerlerine nazaren çevremize daha az zarar verirler. Bu da pillerin içinde bulunan kimyasal maddelere baglidir.
Eger ille de pil olsun diyorsaniz, pil satin alirken kullan-at (sarj edilemeyen) piller yerine sarj edilebilen piller tercih edilmelidir. Bu pillerin içinde büyük miktarda agir metaller olsa bile, diger pillere nazaren ekolojik olarak çevremize daha uyumludur. Çünkü diger piller bosaldiktan sonra çöpe atilmasi gerekirken, sarj edilebilen piller ise bosaldiginda yüzlerce defa tekrar sarj edilebilirler. Bu piller ilk basta pahali gibi gelebilir. Ama bu tür piller yüzlerce defa sarj edildikten sonra, diger pillere nazaren daha ekonomik olduklari için uyungundurlar. Yalniz el feneri gibi az kullanilan aletlerde, kullan-at piller daha ekonomiktir.

Lütfen, hangi pil olursa olsun bunlari evsel çöplere atmayaniz. belediyelerin zararli madde toplama yerlerine geri verilebilir.

ENERJÍ TASARRUFU

Enerji çesitli biçimlerde görülür. Ona günes isinlari seklinde rastliyoruz. O yiyeceklerimizin içinde yag ve seker olarak bizleri yasatir. En iyi tanidigimiz enerji sekli ise isi enerjisidir. Onu kömür, petrol ya da dogalgaz gibi fosil yakitlari, isi ve elektrik üretmek için yaktigimizda elde ederiz.

Dogada mevcut olan temel enerji kaynaklari sunlardir:

Yenilenebilir enerji kaynaklari: Günes enerjisi, rüzgar ve su gücü, yeriçi isisi.
 
Yenilenemeyen enerji kaynaklari: Nükleer enerji ve fosil kaynaklar (kömür, petrol, dogalgaz gibi maddeler milyonlarca yil öncesi bitkilerden ve ölmüs hayvanlardan olusmuslardir. Bundan dolayi bu maddeler “fosil enerji kaynaklari” diye adlandirilmaktadir.)

Gerek fosil enerji kaynaklari, gerekse nükleer yakitlar, teknolojik yöntemlerle elektrige dönüstürülürken, çevreyi asiri derecede kirleten ve iklimi etkileyen gazlar ve atiklar meydana gelir. Nükleer santrallarin ürettigi radyoaktif isinlarla yüklü atiklar da büyük sorunlar yaratmaktadir. Nükleer atiklar, her ne kadar genis güvenlik tedbirleri alinarak depolaniyorlarsa da, dogabilecek en ufak bir patlamadan veya sizintidan (1986`da Çernobil`de yasandigi gibi), dogaya ve ayni zamanda insan ve diger canlilara verecek büyük zarari önlemek mümkün degildir.
Günümüzde en fazla kullanilan enerji elektriktir. Kullanilan elektrigin büyük bir kismi gereksiz yere haracaniyor. Bilhassa evlerde enerji tasarruf etmenin birçok yollari vardir. Nede olsa havaya birakilan karbondioksid oraninin dörte biri evlerde olusuyor. Evlerde kullanilan enerjinin %80`i ev isisi, %10`u su isitimi ve diger %10`u da isik ve elektrikli ev aletleri için harcaniyor. Evde ocagi isitirken, kaloriferi açarkan, buzdolabi çalisirken üzerinde en fazla düsündügümüz nokta, onun yarattigi komfor ve belki de parasal yönü olmustur. Ama onlarin yarattigi hava kirliligine yol açtiklari gibi ekolojik sorunlar üzerinde fazla düsündügümüzü sanmiyorum.
Enerji tüketimi, ayni zamanda dogal kaynaklarin tüketimi de demektir. Kömür, petrol, dogalgaz gibi enerji kaynaklari da diger dogal kaynaklar gibi dogada sinirlidir. Tüketilen bu kaynaklari tekrar kazanmak mümkün degildir. Bundan dolayi, enerjiyi akillica kullanmak gerekir. Enerji tasarruf edildigi taktirde hem para rasarruf etmis oluruz, hem de çevremizi korumus oluruz.

Enerjiyi tasarruflu kullanmanin birçok yollari vardir:

  • Yeni alinacak elektrikli aletleri, özellikle sogutucu aletlerde, elektrik kullanim oranina dikkat edilmelidir. Bazi aletlerin fiyatlari ucuzdur ama çok elektrik harcalar.
  • Buzdolabi, ocak ve kalorifer gibi isiticilardan uzak, soguk bir köseye birakilmalidir.
  • Buzdolabinin kapisi uzun süre açik birakilmamalidir. Buzdolabinin kapisi her açilip kapandikça, içine sicak hava girer ve bunu sogutmak için elektrik harcanir.
  • Derin dondurucularin ve buzdolaplarinin buzlari düzenli olarak eritilmelidir.
  • Yemek pisirirken kullanilan kaplarin tabanlari isitici ile ayni boyutta olmalidir ve tencereler kapagi kapali olamasina dikkat edilmelidir. Agzi kapali tencerede su, agzi açik tenceredeki sudan daha kisa bir sürede kaynar. Böylece de daha az enerji tüketilir.
  • Yemek pisirirken firin önceden gereksiz yere açik tutulmamalidir ve pisirme esnasinda firinin kapagi gereksiz yere açilip kapatilmamalidir. Firin kapaginin her açilmasinda isini disariya kaçar. Firindan sicak hava disariya kaçinca, kayip isiyi yerine getirmek için daha çok elektrik harcanir. Bu hem enerji, hem de para kaybi demektir.
  • Pencere ve kapilar iyi izole edilmelidir.
  • Pencereler sürekli yatay açik olarak tutmaktan kaçinilmalidir.
  • Ev sicakligi 18-20 derece arasinda ayarlanmalidir: (Azalan her derece ile, kalörifer masrafi %6 oraninda azalir.) Kisin odayi havalandirirken sadece kisa süre için pencereler tamamen açilmalidir ve ayni zamanda kalöriferler kapatilmalidir.
  • Kalöriferin üstü ve önü kapatilmamalidir, ayrica islak çamasirlari kurutmak için üstüne sermekten kaçinilmalidir.
  • Çamasir ve bulasik makineleri iyice doldurulduktan sonra çalistirilmalidir.
  • Çamasirlar kurutma makinasi yerine, açik havada da kurutulabilir.
  • Enerji tasarruf lambalai kullanarak %80 oraninda ceyeran tasarruff edilebilir. Bunlari fiyatlari ilk basta pahali olabilir. Ama lambalar az elektrik harcadigindan ve uzun ömürlü olduklarindan dolayi, her zaman bu farki kapatirlar.
  • Kullanilmayan odalarin lambari kapatilmalidir.

TOPRAK KÍRLÍLÍGÍ

Hava ve su gibi, canlıların yaşaması için vazgeçilmez unsurlardan bir diğeri de topraktır. Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur.

Toprağın üst tabakası insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil etmektedir. Bir gram toprağın içerisinde milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır. Toprağın verimliliğini sağlayan ve humusça zengin olan toprağın 1 cm lik üst tabakasıdır. Toprak en önemli doğal kaynaklardan birisi olup; tarım dışı amaçlarla kullanılması, ağır metallerle kirlenmesi ve erozyon sonucu oluşan etkilerle kayıplara uğramakta ve verim düşmektedir. Kaybedilen toprakların yeniden kazanılması çok zordur. 1 cm. kalınlıkta ki toprak ancak birkaç yüzyılda oluşabilmektedir.

Yirminci asrın başından itibaren modern tarıma geçilmesi ve sanayileşmenin hızlanması ile birlikte, toprak kirliliği de bir çevre sorunu olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Daha önceki asırlarda kullanılan güç ve enerji kaynaklarının yetersiz olması, nüfusun azlığı, endüstrileşmenin henüz gelişmemesi sebebiyle diğer çevre faktörlerinde olduğu gibi toprakta da herhangi bir kirlenme söz konusu değildi. Özellikle yirminci yüzyılın ortalarına doğru hızlı nüfus artışı ile birlikte, tarım ve diğer alanlardaki sanayi ve teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak toprak kirliliği de artmaya başlamıştır. Toprak kirliliği her geçen gün daha da ciddi boyutlara ulaşan önemli çevre problemlerinden birisini teşkil etmektedir.

Toprak Kirliliğine Sebep Olan Faktörler;

  • Yerleşim alanlarından çıkan atıklar, egzoz gazları, endüstri atıkları, tarımsal mücadele ilaçları ve kimyasal gübreler toprak kirliliğine sebep olan en önemli etkenlerdir.
  • Yerleşim alanlarından çıkan çöplerin boşaltıldığı alanlar ile kanalizasyon şebekelerinin arıtılmaksızın doğrudan toprağa verildiği alanlarda toprak kirliliği meydana gelmektedir.
  • Egzoz gazları, ozon, karbonmonoksit, kükürtdioksit, kurşun ve kadmiyum vs. gibi zehirli maddeler havaya yayılmakta ve solunum yolu ile büyük bir kısmı canlılar tarafından alınmaktadır. Geriye kalanı ise, rüzgarlar ile uzak mesafelere taşınmakta ve yağışlarla yere inerek, toprak ve suları kirletmektedir.
  • Toprak kirliliğine sebep olan diğer bir faktör de tarımsal mücadele ilaçları ve suni gübrelerdir. Tarımsal mücadele ilaçlarının bilinçsiz ve aşırı kullanımı sonucu, toksik maddelerin toprakta birikimi artmakta ve doğal ortamın kirlenmesine sebep olmaktadır.
  • Sodyum, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, çinko, bakır, mangan, bor gibi besin maddelerini içeren suni gübreler de aşırı ve bilinçsiz kullanım sonucu toprağın yapısını bozmakta ve toprak kirliliğine yol açmaktadır.
  • Endüstri tesislerinden çıkan ve arıtılmaksızın havaya, suya ve toprağa verilen atıklar çevreyi kirletmektedir.

Ayrıca; ormanların insanlar tarafından tahrip edilmesi, yakılarak tarla açılması, tarım topraklarının hatalı işlenmesi, mera ve çayırların bilinçsiz kullanımı, aşırı otlatma vb. sebeplerle oluşan toprak erozyonu, çevre sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaynak: T.C. Çevre ve Orman Bakanligi ( http://www.cevreorman.gov.tr/ )

ÇEVRECÍ LÍNKLER

<a

http://www.cevremuhendisleri.com/

http://www.cevko.org.tr/
Çevre Koruma ve Ambalaj Atiklarini Degerlendirme Vakfi (ÇEVKO)

http://cevre.deu.edu.tr/
Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisligi Bölümü

http://www.cevreorman.gov.tr/
T. C. Çevre ve Orman Bakanligi

http://www.mam.gov.tr/
TÜBITAK-Marmara Arastirma Merkezi (MAM)

http://www.tema.org.tr/
Türkiye Erozyonla Mücadele, Agaçlandirma ve Dogal Varliklari Koruma Vakfi (TEMA)

http://www.greenpeace.org/turkey

http://www.greenpeace.de/

http://www.wwf.org.tr/
WWF-Türkiye (Dogal Hayati Koruma Vakfi)

NELER YAPABÍLÍRÍZ?

14/12/2007 2 yorum

  1. Gerekmediği zamanlarda bir saniyeliğine bile olsa ışığı kapatın.
  2. Her ortam için doğru tip ve büyüklükte ışıklandırma kullanın.
  3. Enerji tasarruf ampulleri tercih edin.
  4. Mikrodalga fırınlar donmuş yiyeceklerin çözülmesi için kullanıldığında fazla enerji harcar.
  5. Ancak yiyeceklerin ısıtılması, az miktarda yemek yapılması, su kaynatılması gibi amaçlarla kullanıldığında ekonomiktir.
  6. Güneşi bol yerlerde yaşıyorsanız, sıcak su gereksiniminizi güneş enerjisiyle sağlayın.
  7. Eğer çok ihtiyaç varsa, klima yerine vantilatör kullanmayı tercih edin.
  8. Olabildiğince toplu taşıma araçlarını tercih edin.
  9. Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürüyün.
  10. Geri dönüşümü destekleyin. Ambalajında geri dönüşüm işareti olan ürünleri yeğleyin.
  11. Cam ambalajın binlerce yıldır geri döndüğünü ve içindeki ürünün camla hiçbir etkileşimde bulunmadığını bilerek alın.
  12. Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi plastik ürünleri yeniden kullanın.
  13. Plastik traş bıçağı, çakmak, tükenmez kalem, folyo pişirme kapları gibi tek ya da çok az kulanımlık ürünleri kullanmayı en aza indirin.
  14. Az miktardaki alışverişlerinizde plastik poşet kullanmayın.
  15. Çok fazla ambalaj malzemesi kullanılmış ürünleri almayın.
  16. Bol ambalajli mamuller yerine, ambalajsiz ve ambalaji az olan mammuller ederek.
  17. Tek yönlü, yani bir defa kullanilip atilan mamuller, örnegin plastik çatal, kasik ve tabaklar; tekrar doldurulamayan çakmaklar, plasti tras aletleri vb. mamuller yerine, çok kez kullanilabilecek metal çatal ve kasik, porselen tabak, doldurulabilen çakmak, uzun ömürlü tras alatlerini tercih ederek.
  18. Bosalinca atilan piller yerine, tekrar sarj edilebilen pilleri tercih ederek.
  19. Aluminyum ve teneke kutular satilan içecekler yerine, depozitolu cam siselerde satilanlari tercih ederek.
  20. Alisveriste plstik torbalar yerine, bez torba ve alisveris sepeti kullanarak.
  21. Meyve ve sebze alirken, paketlenmis mallar yerine amlajsiz mallari alarak.
  22. Konserve kutularinda satilan besin maddeleri, yerine taze ya da cam kavanozlardaki besin maddelerini kullanarak.
  23. Porsiyonluk reçel, bal, teryagi, kahve sütü vs. yerine büyük paketleri seçerek.
  24. Mobilya alirken dayanikli ve uzun ömürlü olanlari seçin. Gerçekten gerekmedikçe mobilyalarinizi degistirmeyin.
  25. Ormanda kesinlikle ates yakmayin. Piknik yaptiginiz alani temiz birakin.
  26. Ormanlara yakin arazilerde aniz yakmayin; yakanlari uyarin.
  27. Agaçlandirma çalismalarinda yörye özgü agaç türlerinin kullanilmasina özen gösterin.
  28. Kagitlari mümkün oldugunca çift tarafli kullanin; kagit israfindan kaçinin.
  29. Hafif kagit kullanin. Hafif kagidin üretimi sirasinda daha az enerji ve daha az hammadde kullanilir.
  30. Geri dönüsümlü kagit kullanin. Geri dönüsümü yasaminizin bir parçasi haline getirin. Topladiginiz kagitlari düzenli olarak atik kagit alim merkezlerine gönderin.
  31. Mümkün oldugunca e-posta, modem yoluyla faks gibi alternatif iletisim araçlarini kullanin.
  32. Bilgisayarinizdan çok gerekmedikçe kagit çiktisi almayin. Dosyalarinizi bilgisayar ortaminda saklayin.
  33. Televizyonlar bekleme konumunda bırakılmamalı.
  34. Eşyalar, radyatörleri kapatmayacak şekilde yerleştirilmeli.
  35. Diş fırçalama, bulaşık yıkama, traş esnasında musluk açık bırakılmamalı.
  36. Akan tesisatlar onarılmalı.
  37. Hortumla sulama ve yıkama yapılmamalı.
  38. Aracın taşıma kapasitesi aşılmamalı.
  39. Uzun duraklamalarda aracın kontağı kapatılmalı
  40. Geri dönüştürülemeyen ambalajlarda satılan ürünler alınmamalı.
  41. Başta PVC olmak üzere, plastik ambalajlardan kaçınmalı.
  42. Şişe ve kavanoz gibi cam ürünler tercih edilmeli.
  43. Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi ürünler yeniden kullanılmalı.
  44. Alışverişlerde plastik poşet kullanılmamalı.
  45. Cam malzemeler, organik çöplerle birlikte atılmamalı.
Unutmamalıyız ki, sağlıklı bir çevre için vereceğimiz her hizmet, kendi sağlığımız ve çocuklarımızın geleceği içindir.

 

Çevremiz konusunda daha genis bilgiler icin lütfen asagidaki linke tiklayin.

 www.cevremizikoruyalim.de.tl

 

 

 

 

 

 

Asagidaki video Doga ve Çevre Vakfi`nin (DOÇEV) tanitim videosudur.

 

KÜRESEL ISINMA

Son yillarda hatta son günlerde televizyon larda, radyolarda ve gazetelerde sel, kasirga, firtina, orman yanginlari ve buzullarin erimesi gibi dogal felaket haberleri gündemden düsmüyor.
Bu dogal felaketlirin nedenini veya neden kaynaklandigini hiç düsündünüz mü?
Bu dogal felaketlerin tek bir nedeni veya kaynagi vardir, o da yine son zamanlarada devamli konusu edilen Küresel Isinmadir.
Eger dikkatinizi çektiyse Dünya giderek isiniyor iklimler degisiyor. Yaz aylari heryil biraz daha uzuyor ve bunaltici geçiyor. Buzullar eriyor; seller artiyor, kasirgalar, hortumlar yüzlerce can aliyor. Ìklimin isinmasi nediniyle Avrupa`da ilkbahar ve yaz mevsimlerinin 1960`li yillardan bu yana yaklasik 11 gün uzadi. 40 yil öncesiyle karsilastirdigimizda, agaçlar 6 gün erken çiçek açiyor ve sonbaharin bir göstergesi olan yapraklarin sararmasi yaklasik 5 gün daha geç gerçeklesiyor.
Küresel isinmanin nedeniyse 1850`li yillarda baslayan ve hizli endüstrilesme sonucu atmosferde artan sera gazlarindan kaynaklanmasidir.
Küresel isinmaya yol açan sera gazlarinin ortak özelligi, dünyaya gelen günes isinlarinin geriye dönüsünü engelleyerek yeryüzünün isisini artirmalaridir (tipki seradaki gibi günes isinlarinin içeri girmesine izin veriyor ama isinin disari çikmasini engelliyor). Bu gazlarin büyük çogunlugu atmosferde dogal olarak bulunuyor ve dogal miktarlari ile yeryüzünde yasami mümkün kiliyorlar. Dünyanin olusumdan beri varolan sera etkisi olmasaydi dünyanin yüzey sicakligi -20 derece olur, okyanuslar buz tutardi. Yani Dünya`da canlilar yasayacak ortam bulamazdi. Ancak atmosferde çesitli insan kaynakli nedenlerle miktari artan bu gazlar yeryüzünün sicakliginda belirgin artmalara neden olmasi ve buda gelecekte dogal felaketlerin daha da artabileceginin bir göstergesidir. Geçtigimiz 100 yilda sicaklik 0.5 derece deniz seviyesi ise ortalama 15-20 cm yükseldi. 2100 yilina kadar da 15-95 cm yükselecegi tahmin ediliyor.
Sera gazlarinin basinda karbondioksit, metan, azotoksit gibi gazlar gelmektedir. Karbondioksit`in atmosferin isinmasinda çok büyük bir payi vardir. Petrol ve kömür gibi fosil yakitlarin kullaninimi sonucu olusan korbondioksit`in havadaki dogal orani onbinde üç. Endüstri devrimine temel alinan 1750 yilindan bu yana atmosferdeki karbondioksit orani %31 artti. 1980`li yillarda bu artis yilda binde dört oraninda. Karbondioksit sadece endüstriyel üretimle degil, ayni zamanda trafik ve konut isitiminda fosil yakitlarin kullanimi sonucu da ortaya çikiyor. Ayrica ormanlik ve yesil alanlarin azalmasi, karbondioksit oranini arttiriyor, çünkü ormanlik ve yesil alanlar karbondioksit`i atmosferden emerek bünyelerinede haps ediyorlar.
 
Küresel isinmanin en büyük sorumlusu gelismis ülkelerdir. Korbondioksit oraninin üçte ikisini zengin ülkeler tarafindan gerçeklestiriliyor. Bunlarin basinda da Amerika, Almanya, Japonya ve Çin geliyor.

Uzmanlara göre Dünyamizin bu gidisadla isinmasina devam edildigi taktirde insanligi önümüzdeki 100 yilda çok büyük felaketler beklemektedir. Avrupali bir grup uzmanlara göre küresel isinma sonucu ünümüzdeki yüzyil boyunca pek çok degisiklige neden olacak. Güney bölgeleri daha sicak ve yagisli, kuzey bölgeler ise kuru ve sicak mevsimler bekliyor. Uzmanlara göre küresel isinma yüzünden deniz seviyesi yükselecek, buzullar daha da eriyecek, barajlardaki su seviyesi azalacak ve firtinalar daha çok can alacak.

Bilim adamlarinin deyimlerine göre önümüzdeki yüzyil içinde küresel isinmanin yolaçabilecegi noktalardan bazilari sunlardir:

  • 1900`li yillarda sicaklik 0.5 derece, deniz seviyesi ise ortalama 15-20 cm yükseldi. Deniz seviyesinin 2100 yilina kadar da 15-95 cm yükselecegi tahmin ediliyor.
    Deniz seviyesinin 1 metre yükselmesi durumunda Uruguayi`in %0.05`i, Misir`in %1`i, Hollanda`nin %6`sI ve Banlades`in %17.5`inin sular altinda kalacagi tahmin ediliyor.
  • Küresel isinma ekonomiyi de etkileyecek. Kiyi bölgeleri sular altinda kalacagindan dolayi üretim alanlari zarar görecek. Milyonlarca insan kiyi alanlari ve küçük adalardan göç etme zorunda kalacaklar.
  • Ìklim degisimi insan sagligini dogrudan etkileyecek. Sürekli sicak hava, firtinalar, seller, kalp, solunum yolu hastaliklarina neden oldugu gibi sel altinda kalan bölgelerde göçlerle birlikte bulasici hastaliklarda artacak.
  • Kasirga, tayfun, hortum ve yangilar artacak.
  • Su sikintisi yasanacak.
  • Mikroplar ve salgin hastaliklar yayilacak.
  • Yer kaymalari meydana gelecek.
  • Pek çok hayvan ve bitki türünün soyu tükenecek.
  • Kutuplarda bazi yerlerde buz tabakalari tamamen eriyecek.

Bu soruna çözüm bulabilmek için basta gelismis ülkeler olmak üzere bütün dünya bunun çaresini ariyor. Küresel isinma sorunu için ilk adim 1992`de Rio`da yapilan Dünya Zirvesi`nde atildi. 160 ülke Iklim Degisimi Sözlesmesi`ni imzaladi. Ancak bu konuda etkin bir önlem alinamayinca isinmadan sorumlu zengin ülkelerin tedbir almasi gündeme geldi. Imzalanan anlasmanin yürürlüge girebilmesi için 1997`de Kyoto kentinde 84 ülke tarfindan bir protokol imzalandi. Bu protokolda karbondioksit üretimini kontrol altina almanin en akilci yol oldugu vurgulandi. Sunulan bu protokolün yürürlüge girebilmesi için 55 ülkenin onayi gerekiyor. Malasef ne var ki, sanayi ülkeri arasinda %36`lik bir oranla çevreyi en fazla kirleten ülke ABD ve Busch ABD`nin ekonomik gelismesine darbe vuracagi gerekçesi ile , Kyoto`ya karsi direniyor ve protokolü imzalamiyor.

Protokole imza atan endüstri ülkelerinin, dünya ikliminde sera etkisine yol açan alti gazin emisyonlarinin 2012 yilina kadar, 1990 yili düzeyinin %5 altina düsürülmesini öngörüyor.

Dünya ikliminin korunmasinda öncü ülkelerden biri Almanya. Almanya`nin 1990-2010 yili arasinda karbondioksit emisiyonunu %21 oraninda düsürülmesi gerekiyordu. simdiye kadar ulasilan miktar %18. Alman parlamentosunun iklim komisyonu 2010 yilindan sonrasi için karbondioksit emisyonunun indirimini %40 olarak görüyor.

Her sahiz özel yasaminda küresel isinmanin artmasini önlemek ve ayni zamanda da karbondioksit oranini düsürmek için katkida bulunabilirler.

Peki Küresel Isınmayı Önlemek İçin Neler Yapabilirsiniz?

  1. Daha az araba kullanın:  Daha sık yürüyün, bisiklet kullanın ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanın. Araba kullanmadığınız her 2 km için 0,75 kg karbondioksit tasarruf edeceksiniz.
  2. Geri dönüşüme katkıda bulunun:  Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda 1200 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz:
  3. Daha az sıcak su kullanın:  Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysilerinizi soğuk yada ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
  4. Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının:  Çöpünüzü %10 oranında azaltarak 600 kg karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
  5. Su ısıtıcınızı ayarlayın:  Isıtıcınızı kışın 2 derece aşağı, yazın 2 derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda 1000 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
  6. Bir ağaç dikin:  Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emer.
  7. Kalorifer kazanı ve klimalarınızdaki filtreleri temizleyin yada yenileyin: Kirli bir filtreyi temizlemek yılda 175 kg karbondioksit tasarrufu sağlayacaktır.
  8. Su ısıtıcınızı yalıtım örtüsüyle kaplayın:  Sadece bu basit hareketle yılda 500 kg karbondioksit tasarrufu yapmış olursunuz. Eğer ısıtıcınızı 50 C°’nin üzerine ayarlamazsanız 250 kg karbondioksit daha tasarruf edersiniz.
  9. Bulaşık makinenizi sadece tamamen dolu olduğu zamanlarda çalıştırın ve enerji tasarrufu ayarında kullanın:  Bu şekilde yılda 50 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
  10. Geri dönüşümü evde başlatın:  Evde oluşan çöpün yarısının geri dönüşümünü sağlamanız, yılda 1200 kg karbondioksit tasarrufu sağlar.
  11. Geri dönüştürülmüş kağıt ürünleri kullanın:  Geri dönüştürülmüş kağıt üretimi %70-90 arası enerji tasarrufu sağlıyor ve dünyadaki ormanların azalmasını önlüyor.
  12. Yerel üretilmiş yiyecekler kullanın:  Yerel ürünler kullanmak yakıt tasarrufu sağlayacaktır.
  13. Dondurulmuş gıdalar yerine taze gıdalar alın: Dondurulmuş gıdaların üretiminde 10 kat daha fazla enerji kullanılmaktadır.
  14. Yerel çiftçi pazarlarını araştırın ve destekleyin:  Size gelecek ürünün yetiştirilmesi ve taşınmasındaki enerjiyi beşte bir oranında azaltırlar.
  15. Alabildiğiniz kadar organik gıda alın:  Organik gübreler geleneksel gübrelere göre karbondioksiti daha yüksek seviyede yakar ve depolar. Eğer bütün soya fasulyelerini ve mısırları organik olarak üretseydik atmosferden 290 milyar kg karbondioksiti uzaklaştırmış olurduk.
  16. Arabanızın motor ayarlarına dikkat edin:  Düzenli bakım, yakıt verimliliğini ve gaz emisyonunu geliştirmeye yardımcı olur. Araba sahiplerinin sadece %1’i arabalarını düzenli olarak kontrol ettirse, 500 milyon kg karbondioksit atmosferimizden uzak durur.
  17. Arabanızın lastiklerini haftalık olarak kontrol edin ve düzgün şişirilmiş olduğundan emin olun:  Düzgün şişirilmiş lastikler litre başına aldığınız yolu %3 oranında artıracaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kg karbondioksiti atmosferimizden uzak tuttuğu için yakıt verimliliğindeki her artış bir önem arz etmektedir.
  18. Eğer yeni bir araba almanızın zamanıysa yakıtı daha verimli kullanan bir araç seçin:  Yeni aracınız eski aracınıza göre 4 litre benzin ile sadece 5 km daha fazla yol giderse, yılda 1500 kg karbondioksit tasarrufu yapmış olursunuz.
  19. Daha az uçun:  Hava ulaşımı ciddi biçimde gaz emisyonuna sebep olduğu için, hava yollarını kullanma sayınızı bir yada iki azaltmanız çok ciddi değişiklikler meydana getirebilir. Yenilenebilir enerji projelerine yatırım yaparak havayolu kullanımınızı dengeleyebilirsiniz.
  20. Bulunduğunuz ortam sıcaklığını düşürün:  Fazla değil, sadece 1°C düşürün, böylece bir miktar enerji tasarrufu yapabilirsiniz. Eğer üşürseniz ; ki bu ihtimal genelde yoktur, üzerinize modaya uygun bir kazak, süveter giyebilirsiniz. Ortalama bir aile böylece yılda atmosfere 0,4 ton CO2 verilmesini engellemiş olacağı gibi parasını da tasarruf etmiş olur.
  21. Elektrikli cihazların Stand by konumunda bırakmayın: Televizyonlarımızı standby konumunda bırakmak bir miktar enerjiyi gereksiz yere harcamamıza neden olur. Kumandayla kapatmak yerine oturduğumuz yerden kalkarak TV’yi üzerinden kapatabiliriz. Ortalama bir aile böylece yılda 150 kg CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
  22. Şarj cihazlarını prizlere takılı bırakmayın:  Küçük şarj cihazları kullanılmadıkları zaman bile bir miktar enerji harcarlar. Cep telefonu, PlayStation… gibi cihazlarınızı şarj etmediğinizde yada pilleri dolduğunda şarj cihazlarını prizde bırakmayınız. Ortalama bir aile böylece yılda 7 kg CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
  23. Daha fazlasını kaynatmayın:  Su ısıtıcıları sizin çay ya da kahve içmeniz için gereken enerjiden çok daha fazlasını harcarlar. Eğer bir bardak içecekseniz sadece bir bardak su kaynatın daha fazlasını değil. Ortalama bir aile böylece yılda 45 kg CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
  24. Çok parlak ışıkları söndürün:  Gerçekten onlara ihtiyacınız yoksa lütfen onları kapatın. Zira onlar çok fazla enerji tüketirler. Eğer karanlıktan korkuyorsanız, inanın hayaletler gerçek değil. Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
  25. Duşu kullanın:  Duşlar banyo yapmanız için yeterli olan suyun yarısını harcarlar ve banyo için gerekli olan suyun ısıtılmasından daha az enerji gerektirirler. Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.
  26. Daha verimli ampul kullanın:  Düşük enerji ampulleri size gereken ışığı verdikleri gibi 3 kat daha az güç harcarlar. Eğer ki bir gece kulübünde yaşamıyorsanız, tüm ampullerinizi değiştirin.Ortalama bir aile böylece yılda 200 kg CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
  27. Dondurucularınızı sızdırmaz hale getirin:  Dondurucular çok iyi sızdırmazlık sağlandığında en yüksek verimde çalışırlar, bu sayede havayı dondurmak için yoğun bir şekilde çalışmak zorunda kalmazlar. Ortalama bir aile böylece bir miktar CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
  28. Evinizin ısısını havaya atmayın:  Evinizin çatı arasını, duvarlarını, sıcak su hatlarını ve kazanı ısı kaçağına karşı izole edin. Kapı pencere ve çerçevelerinizi hava kaçaklarına karşı kontrol edin. Evinizi ılık tutun, sıcak değil ve böylece gezegenimizi biraz daha soğutmuş olursunuz. Ortalama bir aile böylece yılda 3.8 ton CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.
  29. Çamaşır yıkama sıcaklığını düşürün:  Kıyafetlerinizi 40-60 derecede yıkayacağınız yerde 30 derecede yıkayın. Makineniz daha az enerji kullanmış olur ve elbiseleriniz hala parlayan beyaz renklerde kalır. Ortalama bir aile böylece yılda 90 kg CO2’in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

ZARARLI MADDELER

14/12/2007 10 yorum
Evsel çöplerin genelde mutfak çöplerinden ve soba küllerinden olustugu devir çoktan geride kaldi. Kimyevi maddeler, zehirli ve zararsiz görünen sivi maddeler, evsel çöplerden ayri toplanmadigi sekilde çöp bidonlarindaki çöpleri çevreye zararli bir karisim yapmaktadirlar. Evsel çöplerimizin sadece %0,4`ü zararli maddelereden olusmasina ragmen bunlara çok dikkat edilmelidir. Çevreye ve dogaya zarar verebilecek bütün maddeler zararli maddeler olarak adlandirilir. Bu maddelerin en küçük miktari bile, kontrolsüz kullanilisinda veya yanlis bertaraf edildiginde dogaya ve canlilara büyük ölçüde zarar verebilirler. Bundan dolayi zehirli ve dolayisiyla tehlikeli diye süphelendiginiz tüm zararli maddeler evsel çöplere atilmamalidir, uygun bir sekilde isaretlenmelidirler. Bu maddeleri tanimak için ambalajlarinin etiketine ve kullanis yazisina dikkat etmek iyi yardim teskil eder. Oralarda basili olan tehlike sembollerini çok ciddiye alinmalidir. Degisik zararli maddeler kesinlikle iç içe dökülmemelidir. Aksi halde çevre ve insan sagligi için daha tehlikeli olabilirler. Bu zararli maddeleri, gida maddelerinden uzak ve çoçuklarin eline geçmeyecek sekilde muhafaza ediniz. Sivi halindeki zararli maddeler kesinlikle tuvalete veya musluga dökülmemelidir. Çünkü oraya dökülen bütün zehirler su aritma tesislerinde büyük çaba sarf ederek tekrar çikarilmasi gerekir. Çogu maddeler çözülüp suya karisarak su devir dayimini da sürekli olarak yorar.
 
Evlerde olusan ve ayri toplanilmasi gereken madder sunlardir:
Asbest toz ve çimentosu, asitler, atik su borusu temizleyicileri, boyalar, bitki koruyuculari, cilalar, civa içerikli derceler, conta macunu (pas önleyici), çamasir suyu, çözücü maddeler (benzin, ispirto), dezenfekte maddeler, enerji tasarruf lambalari, eski ilaçlar, firin ve izgara temizleyicileri, flüoresan lambalari, fren sivisi, gaz yagi, hasare yok edicileri, kimyevi maddeler, kireç sökücüleri, leke temizleyicileri, motor yaglari, odun veya tahta koruyuculari, piller, sprey kutulari, tirnak boyasi sökücüleri, temizlik maddeleri, yaglar, yangin söndürme aletleri, yapistirici maddeler vs.

Yukarida belirtilen motor yaglari ve asbest hariç tüm zararli maddeleri belediye bagli olan çöp isleme tesislerine veya zararli cöpleri toplayan otoya ücretsiz verilebilir. Motor yaglari, piller ve ilaçlar gibi bazi zararli maddeler satin alinan magaza ve eczanelere de geri verilebilir. 1987`de yürürlüge giren eski yag yönetmelige göre, motor yagi satan tüm magazalar satilan yag miktari kadar da kullanilmis motor yagi da (kasa kagidi ile birlikte) ücretsiz geri almak mecburiyetindedir. Ayrica 1998`de yürürlüge giren pil yönetmeligine göre de pil satan tüm magaza ve marketler de kullanilmis pilleri ücretsiz geri almak mecburiyetindedir.
Çevremizi ve sagligimizi korumak açisindan yukarida belirtilen herhangi maddelere ihtiyaç duyuldugunda„“Mavi Çevre Melegi`le“ isaretlenmis ürünlere öncelik taninmalidir. Mavi Çevre Melegi`le simgelenmis ürünler diger ürünlere nazaren ya hiç ya da çok az zararli maddeler içerirler.
 
Patlayici: Belli bir sicaklik ve basinçta herhangi bir hizda gaz olusturarak kimyasal reaksiyon olusturan ve bu yolla çevresindekilerin zarar görmesine neden olabilecek kati veya sivi halde madde veya maddelerin karisimi demektir.Parlayici kolay yanabilen demektir. Kapali hazne deneyinde 60.5 derece, açik hazne deneyinde de 65.6 derece altindaki sicakliklarda parlayici buhar birakan sivilar, sivi karisimlari, çözeltide veya süspansiyonda kati madde karisimlari ihtiva eden sivilardir. (Örnegin, boya, vernik, cila gibi maddeleri içerip tehlikeli özellikleri nedeniyle baska bir sinifa dahil edilmeyen maddeler içeren maddeler) 

Parlayici katilar: Patlayici sinifindan ayri olarak, tasima sartlari altinda kendiginden kolayca yanabilen veya sürtünme sebebiyle yangina veya yangin baslamasina sebep olan katilardir. Kendiginden yanmaya müsait katilar: Normal tasima kosullarinda veya havayla temas halinden isinmaya ve bu sekilde yanmaya müsait maddeler.

Suyla temas halinde parlayici gazlar birakan maddeler: Suyla temas durumunda kendiginden parlayan veya tehlikeli sayilabilecek miktarda parlayici gazlar birakan maddeler.

Oksitleyici: Kendilerinin yanici olup olmamasina bakilmaksizin, oksijen verme yoluyla diger maddelerin yanmasina neden olan vaya katkida bulunan maddeler.

Organik peroksitler: Kendi kendine hizlanan egzotermik bozunmaya ugrayabilecek olan isil açidan dengesiz organik maddelerdir.

Toksik (zehirli) : Yutulmasi veya solunmasi sonucu insan vücudunda düsük oranlarda bulunmasi ile yada deriyle temas etmesi halinde öldürücü etkiye sahip akut etkiler gösterebilecek maddeler.

Enfekte edici maddeler: Yasayan mikroorganizmalar veya onlarin toksinlerini içeren ve bu nedenle de insan ve hayvanlarda hastalik yaptigi bilinen ya da tahmin edilen maddelerdir.

Korozif maddeler: Canli dokuyla temas halinde kimyasal olarak, geri dünüslü ya da geri dönüssüz ciddi zararlar verebilen, su veya hava ile temasinda korozif duman yayan, sizinti halinde diger mallara ya da ulastirma araçlarina zarar verebilen hatta tümüyle tahrip edebilen veya baska türden tehlikeler yaratabilen maddeler.

Hava veya suyla temas halinde toksik gaz yayilmasi: Hava veya su ile temas halinde tehlikeli sayilacak miktarda toksik gazlar yayan maddeler.

Ekotoksik: Serbest halde bulunmalari durumunda, biyoakümülasyon yoluyla çevre üzerinde ani veya gecikmeli olarak olumsuz etkiler yaratan veya yaratabilecek olan ve/veya biyotik sistemlerde toksik etkiler yaratan veya yaratmasi muhtemel maddelerdir. Bu tehlikeli özellikleri tasiyan maddelerin depolanmasi ve tasinmasi sirasinda, maddenin çevre için olan tehlikelerini, koruma tedbirleri ve tehlikeli özelligini belirten isaret ve yazilari tasiyan etiketlerin üzerinde bulunmasi gerekmektedir.

ORMANLARIMIZ

14/12/2007 18 yorum
Ormanlar, yalnizca agaç ve agaççiklarin bulundugu genis alanlar degildir. Bugünün anlayisiyla orman, çok sayida bitki ve hayvan topluluklarindan olusan bir yasam birligi, hatta büyük bir canli organizmadir. Türkiye yüzeyinin % 26’sini orman sayilan alanlar kaplamaktadir. Bu önemli zenginligin gelecek kusaklara aktarilabilmesi, Milli Park, Tabiati Koruma Alani, Tabiat Parki gibi koruma alanlarinin sayisinin artirilmasiyla mümkündür. Su anda korunan alanlar Türkiye ormanlarinin yalnizca % 2’sini olusturmaktadir.  
 
Orman ve Insan
Ormanlarin , insanlara yakacak saglamak, canli türlerine besin saglamak, dinlenme, ilaçlar için ham madde saglama gibi sayisiz yararlari vardir. FAO Dünya Tarim ve Gida Örgütü’ne göre, ormanda yasam agaçlar ölünce sona ermiyor. Dogal döngü, agaçlar öldükten sonra da devam ediyor.

  • Ormanlar yasantimizin her safhasinda ihtiyaç duydugumuz yapacak ve yakacak hammadde kaynagidir. Bunun yani sira bitkisel nitelikli tohum, çiçek, kozalak vb. ile mineral nitelikli çakil, kum vb.hammadde kaynaklarinin bir kismi da ormanlardan elde edilmektedir.
  • Ormanlar, bitkiler ve hayvanlar için dogal bir su kaynagidir. Kar ve yagmur biçimindeki yagisi yaprakli, dallari, gövdesi ve kökleri ve tutarak sellerin ve taskinlarin olusmasini önler. Ayrica yer alti sularinin olusmasina yardim eder.
  • Ormanlar erozyonu önler. Ormanlar rüzgarin hizini azaltir, topragi kökleri ile tutarak yagislarin ve akarsularin topragi tasimasini önler.
  • Ormanlar, yaban hayati ve av kaynaklarini koruru. Nesli tükenmekte olan hayvanlarin üretimi, korunmasi ve barinmasinda koruma alanlari olusturur. Bu sahalar milyonlarca canlinin yuvasidir.
  • Ormanlar bitki örtüsü ve toprak içerisinde büyük miktarda karbon depoladiklarindan, ikim üzerinde olumlu etkiler yapar. Asiri sicakliklari düzenler, bir isi tamponu gibi görev yapar. Sicagi sogugu dengeler, yaz sicakligini azaltirken, kis sicakligini artirir, radyasyonu önler.
  • Su buharini yogunlastirarak yagmur haline gelmesini saglar. Rüzgar hizini azaltarak toprak ve kar savurmalarini ve rüzgarin kurutucu etkisini yok eder. Bu nedenle açik alanlara oranla ormanlarda gündüzler serin geceler ise sicaktir.
  • Ormanlar, egelenme, dinlenme ve bos zamanlari degerlendirme imkani saglar. Havasi, suyu, dogal görünümleri ve sakin ortami ile özellikle sehirlerde yasayan insanlari kendisine çeker. Bu yönüyle insanlarin beden ve ruh sagligi üzerinde olumlu rol oynar.
  • Yerlesim alanlari çevresindeki hava kirliligini ve gürültüyü önlemesi ile insan sagligi bakimindan büyük önem tasir. Ormanlarin insan sagligi üzerindeki bütün bu olumlu yararlari nedeniyle büyük kentlerin çevresinde ormanlar yetistirilmekte, dinlenme yerleri kurulmaktadir.
  • Ormanlar, orman içinde ve disinda yasayan insanlara çesitli is alanlari saglar, issizligi önlemede etkin rol oynar, böylece köyden kente göçü azaltir.
  • Ormanlar, ulusal savunma ve güvenlik bakimindan da çok önemlidir. Askeri birliklerin savas tesisleri ile araç ve gereçlerinin gizlenmesinde, savas ekonomisi bakimindan deger tasiyan reçine, katran ve tanenli maddelerin elde edilmesini saglar,
  • Ayrica ormanlar barajlarin ekonomik ömrünü uzatir, dogal afetleri önler, ülke turizmine katkida bulunur,
  • Ormanlar, dogal güzellikleri ve sayilmayacak kadar çok faydalariyla iyi baktigimiz takdirde tükenmez bir dogal kaynaktir.
Tehditler

Demirayak ormanlarin, sahip olduklari biyolojik çesitlilikle yeryüzündeki en degerli ekosistemler arasinda bulundugunu, barindirdigi yasamsal zenginlikle, tüm habitatlar arasinda ayri bir yere sahip oldugunu söyledi.

“Ormanlar, tarihin hiçbir döneminde, son yüzyil içinde yasadigi gibi bir yok olma süreci yasamamistir. Bu yok olma sürecinin en önemli sebepleri insan kaynaklidir.

” Bunlar arasinda sürdürülebilir olmayan odun üretimi, yapilasma, yanginlar ve amaç disi kullanimin sayilabilecegini kaydeden Demirayak söyle konustu:

“Ormancilik disi etkinliklerin orman üzerindeki olumsuz etkileri arasinda en önemlilerinden biri, hava kirliligi. Örnegin Türkiyede, Yataganda kurulan termik santralin sebep oldugu kirlilik sonucu çevredeki ormanlar kurudu…

“Bir diger önemli tehdit, yanginlar. Orman yanginlari, bitkiler ve diger canlilarin ölümüne neden olarak inanilmaz boyutlarda ekolojik yikimlarla sonuçlaniyor. Istatistiklere göre, orman yanginlarinin hemen hemen tamami insan kaynakli.”

Ormanlarimizi korumak icin kerkes katkida bulunabilir:

  • Mobilya alirken dayanikli ve uzun ömürlü olanlari seçin. Gerçekten gerekmedikçe mobilyalarinizi degistirmeyin.
  • Ormanda kesinlikle ates yakmayin. Piknik yaptiginiz alani temiz birakin.
  • Ormanlara yakin arazilerde aniz yakmayin; yakanlari uyarin.
  • Agaçlandirma çalismalarinda yörye özgü agaç türlerinin kullanilmasina özen gösterin.
  • Kagitlari mümkün oldugunca çift tarafli kullanin; kagit israfindan kaçinin.
  • Hafif kagit kullanin. Hafif kagidin üretimi sirasinda daha az enerji ve daha az hammadde kullanilir.
  • Geri dönüsümlü kagit kullanin.
  • Geri dönüsümü yasaminizin bir parçasi haline getirin. Topladiginiz kagitlari düzenli olarak atik kagit alim merkezlerine gönderin.
    Mümkün oldugunca e-posta, modem yoluyla faks gibi alternatif iletisim araçlarini kullanin. Bilgisayarinizdan çok gerekmedikçe kagit çiktisi almayin. Dosyalarinizi bilgisayar ortaminda saklayin.
  • Alisverislerinizde bir kez kullanilip atilan kagit torbalar yerine, bez torba kullanin.
  • Enerji tasarrufuna özen göstererek ormanlar üzerindeki baskiyi azaltmaya yardim edin. Giderek artan enerji gereksinimi yeni santrallerin kurulmasini gerektirmekte, bu da hava kirliligi, asit yagmurlari yoluyla ormanlari tehdit etmektedir.
  • Ormanlik alanlari ziyaret ettiginizde, çadir, kamping, yöresel konaklama gibi doga üzerinde etkisi en az olan konklama biçimlerini yegleyerek yapilasma egiliminin tersine çevrilmesine katkida bulunabilirsiniz.Ormanlardan açilan alanlarda yapilan konutlari satin almayin. Ormanlarin yasa disi yapilasma amaciyla isgal edilmesine göz yummamak, gerektiginde ilgili kurumlari uyarmak insanlik görevidir.

Orman Ekosistemi
Orman ekosistemi, yasayan organizmalarin bitkilerin, hayvanlarin ve mikroorganizmalarin, topragin, iklimin, kayalarin arasindaki hassas dengeüzerine kuruludur.

Ormanlarin çesitliligi ve dagilimi
Ormanlar steplerden, dogal yasli ormanlara, yagmur ormanlarindan nemli tropik ormanlara kadar çok çesitlilik gösterir. Ormanlar yüksek daglarda, sulak alanlarda, tuzlu sularda görülebilir. Orman türü, iklim, toprak türü, su kaynagi, yagmur rejimi, tohumlarin kaynagi ve insan etkileriyle sekillenir ve baglantilidir. Insanlar, bu çesitlilikten çok farkli sekillerde faydalanabilir. Ancak orman yönetiminin etkin bir sekilde yapilmasi ve uygun politikalar yürütülmesi önemlidir.

Ormanlarin Faydalari
Ormanlar; agaçlarla birlikte diger bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi canli varliklarla toprak hava, su , isik ve sicaklik gibi fiziksel çevre faktörlerinin birlikte olusturduklari karsilikli iliskiler dokusunu simgeleyen ekosistemler olup, dünya yasami için vazgeçilmezdirler…

SU HAYAT DEMEKTIR

14/12/2007 3 yorum

Susuz bir yasam düsünülebilinir mi?
Ìçmek, yemek pisirmek, yikamak ve daha bir dizi baska sey için gereksim duydugumuz su, bize doganin bir armaganidir. Bütün canlilarin temel yasam kaynagi olan tatli su orani sanildigi gibi dogada sonsuz ve sinirsiz degildir. Bir çogumuz, dünyada sudan çok ne var diye düsünebilir. Evet bu dogrudur dünya yüzeyinin %70`i sularla kapli oldugu halde (tam 1,4 milyar metreküp). Ama bunun %97`si deniz suyu olarak (tuzlu su) insanlar için kullanilamaz haldedir. Geri kalan %3 tatli su miktarinin büyük bir kismi kutup buzlarinda saklidir ve kullanilabilecek tüm su orani sadece %0,3`tür. Bu oran da her geçen gün toprakta ve havada artarak bulunan zararli maddeler tarafindan kirletilmektedir.

Insan vücudunun üçte ikisi sudan olusmaktadir. Istitastiklere göre her yetiskin kisi günde ortalama 2-3 litre suya ihtiyaci vardir. Insanlar suyu sadece içecek yoluyla degil, yiyecekler (sebze ve meyveler %90`a varan bir oran su içermektedir) araciligiyla da bünyelerine alirlar. Bir kisinin günlük kullandigi su miktari gözönüne alindiginda, bu küçük bir orandir. Almanya`da kisi basi günde ortalama 140 litre su kullaniyor. Bunun büyük bir kismi tuvalatlerde (%32) ve banyoda (%30) kullaniliyor. Geri kalan kismi ise %12 çamasirlar, %6 bulasiklar, %6 temizlik, %6 dis firçalamak, el ve yüz yikamak, %6 yemekler ve %2`si araba temizligi için kullaniliyor. Bunlarin yanisira kullanilan bu su miktari ise ev islerinde kullanilan zararli maddeler tarafindan da o kadar kirletiliyorlar ki, atik su aritma tesisleri suyu tekrar temizlemek için büyük çaba sarfediyorlar. Su aritma tesislerinin maddi giderleri son on yilda dörde katlandi. Bu ücrette herkes tarifindan karsilaniyor.
Su dogada sonsuz ve sinirsiz olmadigindan dolayi ve varolan tatli su kaynaklarini korumamiz için, evlerde rahtimizi bozmadan da birçok olanaklarla su tasarruf edebiliriz. Su tasarruf ederek hem çevremizi korumus, hem de atik su temizligi için maddi giderimizi azaltmis oluruz.
Su israfini önlemek ve suyu korumak için alinabilinecek bazi önlemler sunlardir:
  • Banyo yapmak yerine, dus almayi tercih ediniz. (Bir kez banyo yapinca kullanilan su üç dusta kullanilan suya esittir.)
  • Damlayan musluklar zamaninda tamir edilmelidir. Dakikada akan 10 damla su ayada 170 litre suyun bosyere akip kanalizasyona karismasina yol açar.
  • Dis firçalarken, sabunlanirken, tras olurken suyu akitmak yerine, musluk kapatilip tekrar açilmalidir.
  • Sebze ve meyveleri akan su altinda yikamak yerine, bir kap içinde yikayiniz.
  • Ìçinde sebze ve meyveleri yikadiginiz suyu çiçeklere verebilirsiniz.
  • Bulasik ve çamasirlariniz çok kirli degilse, makinalarinizi normal programi yerine, tasarruf programinda kullaniniz, böylece hem su hem de enerji tasarruf etmis olursunuz.
  • Bulasik ve çamasir makinasini yeterince dolduktan sonra çalistiriniz.
  • Klorlü beyazlatici yerine, çevreye zarar vermeyen temizlik ilaçlarini tercih ediniz. (Böylece hem yeralti sularini hem de cildinizi korumus olursunuz.)
  • Fazla miktarda temizlik ilaci kullanmak yerine, az ve ölçülü ilaç kullanmayi tercih ediniz. Temizlik ilaçlari çevreye zarar verebilen maddeler içerirler.
  • Çiçekleriniz için musluk suyunu degilde, kaplarda biriktireceginiz yagmur sularini kullaniniz.
  • Kimyasal madde artiklari, ilaçlar, yaglar ve diger zararli maddeler kesinlikle musluklara ve tuvalete dökülmemelidir. Bu tür maddeler belediyeye bagli olan çöp isleme tesislerine veya zararli çöpleri toplayan araçlara verilebilir. Eski ilaçlari eczanelere de geri verilebilir.
Dünyadaki su krizleri
  1. Dünyanin en kurak kitasi olan Avustralyanin en önemli su kaynagi Murray-Darling Nehri yükselen tuz seviyesinin tehdidi altinda
  2. Dünyanin en fazla kullanilan su sistemi olan Zambezi Nehir yatagi sürekli sel ve siddetli yagislar yüzünden zarar görüyor.
  3. Hindistandaki kutsal Ganj Nehri asiri nüfus yogunlugu ve ekolojik dengesizlik nedeniyle kirlenmis durumda
  4. Çindeki Sari Nehir, sanayi ve tarim sektöründeki asiri kullanim nedeniyle kurumak üzere. Ayrica kirlilik mevcut
  5. Nil Nehri, sulama ve enerji üretimi amaçli asiri kullanim nedeniyle giderek zayifliyor
  6. Dünyanin en fazla kullanilan su sistemi olan Zambezi Nehir yatagi sürekli sel ve siddetli yagislar yüzünden zarar görüyor
  7. Ortadogudaki su kaynaklarinin giderek kirlenmesi de bölgedeki gerginligi arttiriyor
  8. Türkiye, Dicle ve Firat üzerinde kurdugu barajlar nedeniyle Suriye ve Irak tarafindan su kaynaklarini kurutmakla suçlaniyor
  9. Bati Afrikada, Nijer ve Volta nehirlerine bagli bir yasam süren nüfus bu iki nehirdeki seviyenin düsüsü ve kirlilik yüzünden tehdit altinda
  10. Avrupadaki kentlerin yarisindan fazlasi, yer altindaki su kaynaklarini ölçüsüz bir sekilde yagmaliyor
  11. Meksikada yagmur sulari ile kanalizasyonun karismasi nedeniyle su sikintisi çekiliyor
  12. ABDdeki tarim arazisinin beste birini sulayan Ogallala Aquifer Nehri asiri pompalama nedeniyle giderek kuruyor.
Kategoriler:hayat, su, su krizleri, su tasarrufu

DOSTLARIMIZI KORUYALIM

14/12/2007 2 yorum
Her türlü doğal canlı varlık, varlığını sağlıklı olarak sürdürme hakkına sahiptir. Çevremizi olumlu ve doğru şekilde bir bütün halinde korumak zorundayız. Çünkü dünya, tüm canlı ve cansız varlıkların bir tür etkileşim arenasıdır. Bu etkileşim doğanın bütünlüğü açısından temel fonksiyonudur.
Hayvan hakları dendiği zaman, konunun asla evcil ve başıboş hayvanlarla kısıtlı olmadığını bilmemiz gerekir. Hayvan hakları, av hayvanlarından, evcil ve yaban hayvanlarına, kobay hayvanlarından, besi hayvanlarına kadar, geniş bir açı içinde yeryüzündeki tüm hayvanlara varolma ve yaşama hakkı verir.
Hayvanlar da düşünür, hisseder, acı çekerler. En akıllı, en gelişmiş yaratık insanoğlu olduğuna göre insan, bu hak ile diğer hayvanları da korumak zorunluluğundadır.İnsanlar, hayvanların acı çekmelerini önlemeli, onlara özelliklerine uygun şartlar sağlamalı ve öldürülmeleri zorunlu ise bunu acı vermeden gerçekleştirmelidir.İnsanlar hayvanları korumalı, beslemeli ve yaşamalarını sağlamalıdır. İnsanlar, hiçbir hayvana kendi zevkleri için zarar vermemelidir.
Hayvan haklarını savunmanın amacı, insan ve hayvanların eşit olmalarını sağlamak değil, hayvanların temel hak ve özgürlüklerini temin etmek, acı ve işkence çekmelerini özellikle yavrulama zamanı öldürülmelerini engellemektir.
İnsan haklarının henüz istenildiği ölçüde yerleşmediği ülkemizde, hayvan haklarından söz etmenin doğru olmadığını düşünenler olabilir. Ancak sorunların ve yanlışların düzeltilmesinde; insanların ahlâki normlarda birleşmesi insanlığın yükselen değerlerinde buluşması yatmaktadır. Bunun sağlanması ile ilgili her girişimi desteklemenin sorunların çözümü açısından büyük önemi vardır.
Her bitki ve hayvan türü, doğal dengenin ayrılmaz birer parçasını teşkil etmekte ve doğal dengenin oluşumuna katkıda bulunmaktadır.
Hayvan sevmek ve onlara karşı merhamet duygusu beslemek vicdani bir gereksinimin doğal sonucudur. Bu sonuçta toplumun gerçek uygarlık düzeyini görmekteyiz.
Hayvanların en çok acı çektiği, sokaklarda süründüğü, insanların zulmüne uğradığı, aç ve sefil kaldığı, kullanıldığı ülkeler, yeryüzünün geri kalmış ülkeleridir.

Hayvanları sevelim ve koruyalım, onlar da bizler gibi yaşama haklarına sahiptir.

Unutmayalım ki hayvanları seven insanları da sever. Bu bizim için onurlu bir görevdir.

 
 

  

ÇEVREMÍZ

14/12/2007 1 yorum
Ìnsanlar varoluslarindan 1950`li yillara kadar ekolojik denge bozulmadan doga ile uyum içinde mutlu ve saglikli yasiyorlardi. 1950`lerden bu yana ekolojik denge git gide artarak tahrip edilmekte. Endüstri ve evlerden kaynaklanan çevre kirliligi günümüzün en büyük sorunlarindan biridir. Endüstri ve evlerden kaynaklanan çöpler çevre kirliligine neden olmakta ve dogayi tehlikeye sokmaktadir. Diger taraftan çevre kirliligi insan ve tüm diger canlilarin sagliklarini etkilemektedir. Çevre kirliligi ve birçok hastalik arasindaki baglanti hiç süpheye yer vermeyecek kadar aciktir. Çevre kirliligine bagli olarak olusan hastaliklara cilt hastaliklari, alerjiler ve solunum yolu hastaliklari örnek olarak verilebilinir.

Sanayilesme insanliga sayisiz faydalar getirmistir. Çesitli araç ve aletler günlük yasatimzi kolaylastirmakta ve yasam standardimizi artirmaktadirlar. Örnegin, önceleri saatlerce, haftalarca süren yollari günümüzde ise özel veya toplu tasima araçlariyla kisa sürede arkamizda birakabiliyoruz. Bunun yanisira çamasir makinasi, bulasik makinasi ve elektrikli süpürge gibi elektronik aletlerin yardimiyla eskisine oranla, çok daha az güç ve zaman harcayarak günlük isleri yapiyoruz. Fakat bütün bu rahatligin ne pahasina oldugunu insanlarin düsünme zamani gelmistir. Dogal zenginlikler günden güne azalmakta, çöp daglari yükselmekte, su ve hava kirligi artmaktadir. Buna karsilik dogal yasam alanlari da giderek yok olmaktadir.

Çevre kirligini çogumuz görünen çöpler olarak algilamaktayiz. Ama bu terim aslinda çiplak gözle görünmeyen kirlilikleri de kapsamaktadir. Her ne kadar su, hava ve toprak kirliligi görünmüyorsa da, etkileri yinede çok büyük.

Çevremizi tehdit eden bazi sorunlar sunlardir:

  • Ozon tabakasinin delinmesi
  • Dogal çevrenin, bitki ve hayvan türlerinin yok olmasi
  • Tropik ormanlarinin gün gectikce kesilerek küçülmesi
  • Yeryüzü atmosferinin isnmasi
  • Buzullarin erimesi
  • Deniz seviyesinin yükselmesi
  • Topraklarin erozyona ugramasi ve betonlasmasi
  • Tehlikeli atik maddelerinin bilhassa radyasyon isinlarin artmasi
  • Havanin ve suyun asiri derecede kirlenmesi
  • Çöp miktarinin artmasi
  • Motorlu araçlarin sürekli artmasi

Çevremizden sorumlu oldugumuzun bilincinde olmak zorundayiz. Artan çevre kirliligini ciddiye almamak, gözlerimizi tehdit edici tehlikelere karsi kapatmak demektir. Çünkü ekolojik dengenin tahribi bitkilerin, hayvanlarin ve insanlarin yasam alanlarini yok etmektir.

Bizden sonra gelecek kusaklara hangi mirasi birakmak istiyoruz? Bu soruyla karsi karsiya gelmenin kacis yolu yoktur. Bundan dolayi yasamin temel elementlerini korumak ve onu gelecek kusaklara yasanilabilir bir vaziyette birakmak, hepimizin görevi olmalidr. Yasayan bir doga ve temiz bir çevre için birlikte çalismak ve çevre bilinciyle hareket etmek zorundayiz.

Eger gelecek nesillere saglikli ve yasanilabilir bir doga birakmak istiyorsak, simdiden birseyler yapmamiz gerekir.

Unutmamaliyiz ki, saglikli bir çevre için verecegimiz her hizmet, kendi sagligimiz ve çocuklarimizin gelecegi içindir.
 

 

 

 

 

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 109 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: