Arşiv

Yazar Arşivi

Kurban Bayramınız Kutlu ve Mutlu Olsun

En içten dileklerimle herkesin Kurban Bayramı canı gönülden kutlar nice mutlu, sağlıklı ve ÇEVREMİZE duyarlı bayramlar dilerim.

Kategoriler:Kategorilenmemiş

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü

18-08.08.13

Canlılar dünyası ; insanlardan, bitkilerden, ve hayvanlardan oluşur. İnsanlar eskiden beri hayvanlarla ilgilenmişlerdir. Kütüphanelerimizde içi yalnız hayvan resimleriyle dolu ansiklopedilerimiz de vardır. Bu ansiklopedilerde hayvanların; özellikleri, beslenmeleri, bakımları, çoğalmaları, hastalıkları ve yararları anlatılır.

Hayvanlar, duyu ve hareket yetenekleri olan canlılardır. Hayvan dostları ilk kez İngiltere’de 1822 yılında bir araya geldiler. Hayvanları korumak, insanların hayvanlara iyi davranmalarını ve hayvanların daha iyi koşullarda beslenme ve korunmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği’ni kurdular. Yurdumuzda Hayvanları Koruma Derneği 1908 yılında kuruldu. Aynı amaçlı dernekler birleşerek Hollanda’nın başkenti Lahey’de Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu’nu oluşturdular. 1931 yılında toplanan bu kuruluş 4 Ekim’i Hayvanları Koruma Günü ilan etti.

İlk çağlarda insanlar, hayvanlardan korkuyorlardı. Hayvanlardan korunmak için evlerini dağların yamaçlarına, kayalıklara kuruyorlardı. Zamanla insanlar hayvanlara yaklaştılar. İnsanlar daha ilk çağda kedi, köpek, at, koyun, sığır, keçi gibi hayvanları evcilleştirdiler. Evcilleşen hayvanlar, insanların yardımcısı oldu. Pek çok kitapta, filmlerde, sahipleri için canını veren hayvan öykülerini okur, izleriz. Hayvanların sahiplerine bağlılıkları, hayvan sevgisinin doğup büyümesine yardımcı oldu. Hayvanları seven insanlar, hayvan hastalıklarını iyileştirmek için çalıştılar. Bugün uygar ülkelerde hayvan hastaneleri kurulmuştur. Veterinerler hayvan hastalıklarını belirleyip iyileştiriyorlar. Hayvan hastalıklarına karşı önlem alınıyor. Hayvanları hastalıklardan korumak için aşı yapılıyor.

Başlıca besinlerimiz olan et, süt, yumurta, yağ hayvanlardan sağlanır. Giyeceklerimizin bir bölümü de hayvanların derisinden, yün ve tüylerinden yapılır. İnsan sağlığı için gerekli olan aşı ve serumun yapılmasında da hayvanlardan yararlanılır.

Kafesteki kanaryanın ötüşünü dinlemek, akvaryumdaki balıkları seyretmek bizi dinlendirir. Çiçekten çiçeğe, ağaçtan ağaca dolaşan böcekler, bitkilerin çoğalma olayına yardımcı olur. Çevremizdeki hayvanlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yararlanıyoruz. Kuşkusuz akrep, yılan gibi zararlı hayvanlar da vardır. Bu zehirli hayvanlardan kendimizi korumalıyız.

Hayvanları sevenler, insanları daha içten severler. Hayvan dostları mutlu olmayı sevgide ararlar. Hayvanları koruyalım. Hayvanlara eziyet etmeyelim. Hayvanları sevelim. Onlara yardımcı olalım. Hayvanları Koruma Günü’nde öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım.

Bisikletin Faydaları

bisikletin faydalari

Kelebekler´de yok olma tehlikesi altında…

Kelebek1Hep arıların yok olmasından söz ediliyordu.  Şimdi de kelebek soykırımı geldi gündeme.  Anlaşıldığına göre Avrupa’da son yirmi yıl içinde kelebek nüfusu yarı yarıya azalmış.  Bunu söyleyen Avrupa Çevre Ajansı (EEA).  Kurumun 23 Temmuzda yayımladığı rapor alarm zilini çalıyor.  Bu rapor on yıl boyunca sürdürülmüş bir araştırmanın sonucu.  Çalışma 19 ülkede yaşayan 17 kelebek türünü izlemiş.

Çalışma saptamış ki, bu türlerden yarısının nüfusu ciddi olarak azalıyor.  Hele içlerinden biri neredeyse yok oluyor.  O kadar ki, Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) bunlardan bazılarını yok olma tehlikesi içindeki yaratıkları gösteren Kırmızı Listesi’ne almış durumda.kelebek7

Bu gelişmenin kaynağında ne var?  Arı soykırımı için geçerli olan nedenlerin çoğu.  Her kelebek türünün kendine özgü bir ortamı var.  Belirli bir bitki çeşidine bağlı yaşıyorlar.  Besinlerini o bitkiden elde ediyorlar.  Bir yöreden o bitki yok olursa kelebek beslenemez oluyor, çoğalamıyor ve ölüp gidiyor.  Tabii, yoğun endüstriyel tarımın ve aşırı ilaçlamanın önemli etkileri var.  Ayrıca kentleşme ve benzeri arazi kullanımındaki değişimler de rol oynuyor.  Bu yüzden çoğu kelebek yol kenarlarında ya da kentlerin parklarında bulabildiği yiyeceklerle yetiniyor.

kelebek3Unutmamak gerekiyor ki, kelebekler de, arılar gibi, çiçektozu taşıyarak bitkilerin döllenmesine yardımcı oluyorlar.  Bu düşünceden hareketle, Avrupa Birliği uyguladığı tarım politikasında ekosistemleri kollayıp koruyacak önlemler getirmeye çalışıyor.  Ancak şimdiye kadar önerilen yaklaşımlar fazla etkili olmadı.  Kelebek soykırımı sürüp gidiyor.

Fotograflar: M. Ali Yaşar

Kaynak:http://ekogazete.wordpress.com/2013/07/28/ne-oldu-kelebeklere/
Kategoriler:Kelebek

Munzur Vadisinden ve Gözelerinden Muhteşem Kareler

Munzur_GoezeTunceli-Ovacık arasında uzanan Munzur Vadisi’nde, 42.000 Hektarlık bir alan 1971 yılında Milli Park olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin en büyük milli parklarından biri olan “Munzur Vadisi Milli Parkı”, Tunceli kent merkezine 8 Km. uzaklıkta başlayıp, vadi boyunca Munzur Dağlarına kadar uzanmaktadır. Kuzeyde 3300 metreye kadar yükselen Munzur Dağları, Mercan ve Munzur Suyu vadileri tarafından parçalanmıştır.Bu bölgenin milli park olarak ilan edilmesinde etken olan veriler, başta akarsu kaynakları ve gözeler olmak üzere zengin doğal veriler, endemik bitki türleri ve yöreye özgü hayvan türleri ile zenginleşen bitki örtüsü ve yaban hayvan varlığıdır. . Milli parkın kuzeyinde, Munzur Dağlarının üzerinde 2000-3000 metrelik zirvelerde yer alan krater gölleri, Ovacık düzlüğünde kaynayan gözeler ve kanyonlar ile vadi boyunca dökülen şelaleler parkın doğal değerlerini zenginleştirmektedir. Munzur Vadisi, Tunceli ilinde bulunan vadi. Tunceli’nin Ovacık ilçesi Munzur Gözelerinden doğan Munzur Çayının, sarp vadileri aşarak aktığı çığırları kapsamaktadır. Yaklaşık olarak 1518 çeşit bitkiye evsahipliği yapmaktadır ve bunlardan 43 tanesi sadece bu bölgede bulunan endemik bitkilerdir.

Hayvan varlığı açısından da oldukça zengindir. Munzur ve Mercan sularında kırmızı pullu alabalıklar bulunmaktadır. Başta ayı, kurt, tilki, vaşak, su samuru, yaban domuzu, tavşan, sincap, sansar, çengelboynuzlu dağ keçisi keklik, çil keklik, bıldırcın, toy, üveyik, tahtalı güvercin, akbaba, kaya kartalı, turna olmak üzere onlarca memeli, kuş ve sürüngene evsahipliği yapar. Dağlar sık meşe ormanları ile kaplıdır. 2500 metreden sonrası çıplak kayalıktır. Bu nedenle Mercan bölgesinde kaya tırmanışı yapılabilmektedir.

Vadide meşe dışında; huş, dişbudak, çınar, kızılağaç, kavak gibi çeşitli ağaçlar mevcuttur. Tunceli-Ovacık karayolu vadiden geçmektedir ve sarp vadi içinde oldukça güzel görüntüler sergilemektedir. Munzur Çayı üzerinde yapımına başlanan ve planlanan 8 adet baraj, adı Milli Park olan bu coğrafyanın kaybedilmesine yol açacak ve hem insanlar hem de bölge flora ve faunası bundan geri dönülemez zararlar görecektir.

Kaynak: Vikipedi

Munzur Vadisinden ve Gözelerinden Kareler:

Munzur Vadisinden ve Gözelerinden Muhtesem Kareler

Sivas-Imranlı´ya bağlı olan Koçgediği (Gilicek) Köyü ve Çengelli Dağında rastlanan Bitki Türleri

gelincikSivas Imranlı Karasal iklim ve Step iklimi arasında geçiş özelliği taşıyan bir iklim yapısına sahip olan İmranlı ilçesinin mevsimsel sıcaklıkları çok fazla çeşitlilik göstermektedir. Bu çeşitlilikte Akdeniz, İç Anadolu bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgelerinin kesişme noktasında bulunmasıdır. İmranlı ilçesinin kuzeyinde bulunan Kızıldağ’a bakan bölümü yılın 9 ayını soğuk geçirirken sade 3 ay bahar ikliminin özelliklerini göstermektedir. İlçenin Çengelli Dağı bölümünde olan kısmı ise diğer bölgelere göre daha ılık geçmekte ve tarıma daha elverişli bir iklim göstermektedir. Kış aylarının soğuk ve yağışlı, yaz aylarının sıcak ve kurak geçtiği ilçede Bahar dönemleri yağışlı ve ılık geçmektedir. Bitki örtüsü açısından step alanları yaygındır, step alanların çok olması tarıma elverişliliği arttırır. İklim şartlarının ağrı olması nedeni ile ağaç kültürleri arasında kavak ve söğüt ağacı dışında başka tür yetişmemektedir. Tarım dışında Arıcılık gelişmiştir. İmranlı ilçesinde bulunan Acıdere Irmağı çevresinde yapılan arıcılık sonucu elde edilen ballar Türkiye’de oldukça rağbet gören bal türüdür.

Haziran 2013´te Sivas-Imranlı´ya bağlı olan Koçgediği (Gilicek) Köyü ve Çengelli Dağında rastladığım Bitki türlerinden görüntüler:

Sivas-Imranli´ya bagli olan Kocgedigi (Gilicek) Köyü ve Çengelli Daginda rastlanan Bitki Türleri

 

Gezi Parkı ve Dünya Çevre Günü

Gezi_coep_topla_4Günlerden beri devam eden Gezi Parkı direnşi nedeniyle Taksim Meydanı kelimenin tam anlamı ile savaş alanına döndü. İki gün önce Polisilerin çekilmesi ile meydana giren kalabalık grup, sabaha kadar taksim meydanından ayrılmazken sabahın ilk ışıkları ile birlikte çevrede çöpleri toplamaya başladılar. Göstericiler, ellerine aldıkları çöp poşetleri ile atılan şişeleri ve çöpleri tek tek topladı. Belediye ekiplerinin gelmesini beklemeden çöpleri toplayan göstericiler, meydanı büyük ölçüde temizledi.  Yaptıkları bu temizleme eylemiyle çevremize ne kadar duyarlı olduklarını tekrar Recep Tayyip Erdoğa´ne gösterdiler.  

Burada direnen insanların başlatıkları ve tüm Türkiye’ye hatta yurtdışına yayılan büyük direnç bardağı taşıran son damla olsa da, onların ana amaçları beliydi:

Onların amacı sadece Gezi Parkı´nda bulunan ağaçları kestirmemekti; Çünkü onların amacı yaşadıkları doğaya sahip çıkmaktı; Çünkü onların amacı gelecek nesile yeşil bir dünya bırakmaktı; Çünkü onların amacı parkta yaşayan diğer canlıları korumaktı; Çünkü onların amacı Devletin uygulaması gerekeni uygulamaktı, yani çevremizi korumaktı; Çünkü onların amacı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3. Köprü’nün temel atma töreninde de Gezi Parkı’nda eylem yapanlar için ‘Ne yaparsanız yapın. Orası için karar verdik, uygulayacağız’ sözlerine karşı direnmekti.

Sevgili Çevreciler bugün 05. Haziran 2013 Dünya Çevre Günü

1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.

Haziran ayının ikinci haftası ile başlayan haftayı, okullarımızda Çevre Koruma Haftası olarak kutlamaktayız. Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Ölümlere sebep olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliği sonucunda oluşmaktadır. Balıklar, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında gelir.

Sanayi artıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan gazlar, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler çevre kirlenmesine sebep olan en önemli etmenlerdir.

Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Doğanın korunması ve tahribatının engellenmesi zorunludur. Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek, yeşil alanları ve hayvanları koruyup çoğaltmak gerekir. Bilinçsizce sağa sola attığımız plastik ürünlerin doğada 400 yıl kadar çürümeden kalabildiğini söylersek, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin boyutlarını biraz olsun anlayabiliriz. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız.

Lütfen Çevremize Gezi Parkı direnişini başlatan gençlerimiz gibi duyarlı olalım; onu koruyalım ve gelecek nesillere yaşanılabilir bir dünya bırakalım.

Dünya Çevre Gününüz kutlu olsun…

Gezi Parkında Çöp Toplama eğleminden görüntüler:

Gezi_coep_topla_1  Gezi_coep_topla_2 Gezi_coep_topla_4 Gezi_coep_topla_5 Gezi_coep_topla_6 Gezi_coep_topla_7 Gezi_coep_topla_8 Gezi_coep_topla_9 Gezi_coep_topla_10 Gezi_coep_topla_11 Gezi_coep_topla_13        Gezi_coep_topla_3         Gezi_coep_topla_12

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 110 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: