Bilmediğimiz Tehlikeleriyle Fosil Yakıtlar

14/11/2008

100-150 yıldır yoğun bir şekilde kullandığımız kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil kökenli enerji kaynakları, neden oldukları çevresel zararlar yanında stratejik öneme de sahiptirler. Dünya ekonomisi büyük ölçüde bu enerji kaynaklarının fiyatına bağımlıdır. Bu gücü kontrol eden devletler ayni zamanda dünya ekonomisine de yön vermektedirler. Bu kaynakların kontrol edilmesi için büyük ölçüde stratejik ve askeri harcamalar yapılmaktadır. 1. Petrol Krizi ile sarsılan dünya ekonomisinin devleri bu konuda iyice hassaslaşmış ve Körfez Savaşını göze alarak büyük askeri harcamalar yapmışlardır. Bunlar aslında petrol ve doğalgazın maliyetinde, yani satış fiyatında görülmeyen harcamalardır. Eğer bu askeri harcama tutarları maliyetlere eklenmiş olsa, petrol ve doğal gazın satış fiyatı bugünkünden çok daha yüksek olacaktır. Günümüzde durum böyle olmasa da, yakın gelecekte böyle bir senaryo ile karşılaşmamız kaçınılmaz gözüküyor. Gelişmekte olan ülkelerden Çin, hem nüfusunun fazlalığı, hem de gelişme hızının büyüklüğü nedeniyle giderek daha fazla miktarda petrol ve doğal gaza gereksinim duymakta ve bu ihtiyacını çok büyük oranda ithalatla karşılamaktadır. Günün birinde artması muhtemel olan petrol fiyatları, Çin’i karşılanması imkansız bir fatura ile yüz yüze getirecektir. Bu durum, Dünya siyaset ve ekonomisinde sonucu kestirilemeyen olaylara yol açabilecek bir handikaptır. Işte bu stratejik tehlikeleri sebebiyle, fosil yakıtlar daha tükenmeden, bunları ikame edecek tehlikesiz alternatifler üretmek zorundayız.

Hava Kirliliği

Aslında fosil yakıtlardan petrol ve doğal gazın 20-50 yıl içinde tükeneceği hesaplanmaktadır. Kömür rezervleri ise 100-500 yıl yetecek miktarda olmasına rağmen geleceğin enerji sistemimizin sadece kömüre dayanması durumunda dünyamızdaki çevresel sorunlar, telafisi imkansız boyutlara ulaşacaktır. Bu açıdan fosil yakıtların üretim ve tüketiminin kısıtlanması ve azaltılması için en önemli sebep, bunların meydana getirdiği çevre kirliliği ve tahribatıdır. Kömür ve fuel oil gibi fosil yakıtların bünyesinde bulunan kükürt, bunların yakılmasıyla kükürt oksitlerine dönüşür. Benzin, mazot ve LPG gibi fosil yakıtlarla çalışan taşıt araçlarındaki içten yanmalı motorlarda ise, havadaki azotun oksijenle reaksiyonu sonucunda azot oksitleri meydana gelir. İşte bu gazların havadaki su buharıyla etkileşimi sonucu sülfürik ve nitrik asitler oluşur ki bunlar en kuvvetli asitlerdir. Yağmurların asitli hale gelmesi demek olan “asit yağmurları” dünyamızın ekosistemlerini tahrip eden en önemli etkenlerden biridir. Çünkü suların asitleşmesiyle su ekosisteminin dengesi bozulur. Birçok canlı asitli sularda yaşayamaz ve ölür. Toprakta normalde çözünmeyen bazı maddeler, asitli yağışlarla çözünür hale gelir ve bunların gösterdiği zehirleyici etkiyle bitkiler ve diğer canlılar yavaş yavaş ölür. Toprak ekosistemi de zarar görür. Ağaçların ve diğer bitkilerin yaprakları da asitli yağışlardan dolayı kurumaya başlar. Asitli yağışlar sadece canlılara zarar vermekle kalmaz, binaları ve tarihi yapıları bile aşındırırlar, hatta yer altındaki tesisata bile zarar verirler. Ayrıca azot oksitlerinin havadaki oksijenle etkileşimi sonucunda meydana gelen ozon gazı, çok aktif olması nedeniyle bitki, hayvan ve insan sağlığı için tehlikeli bir maddedir. Kömürün yanmasıyla havaya salınan tanecikli maddelerin, tozların ve dumanların da sağlığa ne kadar zararlı olduğu herkes tarafından bilinmektedir.

Su Kirliliği

Fosil yakıtlar su kirliliğine de neden olurlar. Bunun birçok sebebi vardır. Birincisi, asit yağmurlarının neden olduğu metal kirliliğidir. Asitli yağmurların topraktan erittiği zehirli ağır metallerin ve alüminyum tuzlarının sulardaki oranı gittikçe artmaktadır. Fosil yakıtlı enerji santrallerinin ve ısı tesislerinin soğutma suyu ihtiyacı sebebiyle, ısınan suyun tekrar kaynağa deşarjı sonucu suların ısınması da bir tür su kirliliğidir. Bu ısınma iki şekilde suyun oksijeninin azalmasına sebep olur. Birincisi, sudaki canlıların metabolik aktivitesi ısınma sonucunda artar ve bu artış daha fazla oksijen tüketimine neden olur. İkincisi, ısınan suyun oksijen tutma kabiliyetinin azalmasıdır. Suyun oksijeni azalınca aerobik, yani havalı yaşam sona erer; anaerobik yaşam başlar ki bu da açığa çıkan pis kokulu gazlarla hemen kendini belli eder. Denizlerin, akarsuların ve göllerin petrol taşımacılığı ve petrol çıkarımı sırasındaki sızıntılarla ve ayrıca tankerlerin yıkama sularının ve gemilerin sintine sularının temizlemeye tabi tutulmadan deşarjı nedeniyle de sularımız kirletilmektedir.

Toprak Kirliliği

Fosil yakıtların çıkarılması ve yakılması ile birçok şekilde toprak kirliliği oluşur. Kömür madeni yatakları, açık işletmeler olarak çalıştırıldığında yüzeydeki tabaka kaldırıldığından toprak tahribatı meydana gelir. Kömürün yanması sonucunda oluşan külün atılmasıyla da büyük miktarda kirlilik oluşur. Termik santrallerin uçucu küllerinin depolanması için çok büyük barajlar inşa edilmektedir. Ve bu bölgeler tamamen verimsiz topraklar haline gelmektedir. Tozların ve diğer gazların bacadan atılmasıyla da topraklar verimsizleşir. Asit yağmurlarına bağlı çoraklaşma da buna eklendiğinde toprak tamamen yararsız hale gelmektedir.

Küresel Isınma

Fosil yakıtların yanma ürünü olan karbondioksitin atmosferdeki oranının artması yeryüzünden yansıyan ışınların kaçmasını engellediğinden, bu olay sera etkisi adı verilen ve yeryüzünün ortalama sıcaklığını yükselten hadiseyi ortaya çıkarır. Bu sıcaklık artışı kutuplardaki buzulların erimesine, yağışların artmasına, iklimlerin değişmesine, atmosfer olaylarının farklılaşmasına, El Nino gibi afetlere, kıyı bölgelerinin sular altında kalmasına neden olur. Tsunami benzeri su baskınları, geçimini topraktan sağlayan fakir Asya ve Afrikalıları daha da yoksullaştıracaktır. Işin ilginç yönü, küresel ısınma sıcak kuşakta yaşayan fakir halklara zarar verirken, soğuk kuşakta yaşayan zengin ülkelerin ikliminin ılıman hale dönmesidir. Bu da o bölgeleri daha da yaşanır hale getirir. Yani küresel ısınma fakiri daha fakir, zengini ise daha zengin yapar.

Ozon Tabakasının Delinmesi

Atmosferin üst tabakası olan stratosferdeki ozon, güneşten gelen yüksek dalga boylu ışınları tutma özelliğine sahiptir. Burada bulunan ozonu tahrip eden iki faktör vardır. Bunlardan birincisi kloroflorokarbon gazları olup soğutucularda ve spreylerde kullanılmaktadır. Diğer faktör stratosferde ses üstü hızla uçan uçakların enerjisini temin eden fosil yakıtların yanma gazlarında bulunan azot oksitlerinin ozonu yok etmesidir. Bu şekilde delinen ozon tabakası, yeryüzündeki deri kanser vakalarının sayıca artmasına sebep olmuştur. Bu tehlikelerden korunmak için kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların kullanımına sınırlamalar getirmeli ve enerji ihtiyacımızı hidroelektrik, güneş, rüzgar, jeotermal ve biyokütle enerjileri gibi yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamaya çalışmalıyız. Bu sayede hem döviz kaybımızı azaltacak hem de sağlığımızı ve doğayı korumuş olacağız.

 
Kaynak: http://www.ekolojimagazin.com/?id=93&s=magazin


NELER YAPABÍLÍRÍZ?

14/12/2007

  1. Gerekmediği zamanlarda bir saniyeliğine bile olsa ışığı kapatın.
  2. Her ortam için doğru tip ve büyüklükte ışıklandırma kullanın.
  3. Enerji tasarruf ampulleri tercih edin.
  4. Mikrodalga fırınlar donmuş yiyeceklerin çözülmesi için kullanıldığında fazla enerji harcar.
  5. Ancak yiyeceklerin ısıtılması, az miktarda yemek yapılması, su kaynatılması gibi amaçlarla kullanıldığında ekonomiktir.
  6. Güneşi bol yerlerde yaşıyorsanız, sıcak su gereksiniminizi güneş enerjisiyle sağlayın.
  7. Eğer çok ihtiyaç varsa, klima yerine vantilatör kullanmayı tercih edin.
  8. Olabildiğince toplu taşıma araçlarını tercih edin.
  9. Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürüyün.
  10. Geri dönüşümü destekleyin. Ambalajında geri dönüşüm işareti olan ürünleri yeğleyin.
  11. Cam ambalajın binlerce yıldır geri döndüğünü ve içindeki ürünün camla hiçbir etkileşimde bulunmadığını bilerek alın.
  12. Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi plastik ürünleri yeniden kullanın.
  13. Plastik traş bıçağı, çakmak, tükenmez kalem, folyo pişirme kapları gibi tek ya da çok az kulanımlık ürünleri kullanmayı en aza indirin.
  14. Az miktardaki alışverişlerinizde plastik poşet kullanmayın.
  15. Çok fazla ambalaj malzemesi kullanılmış ürünleri almayın.
  16. Bol ambalajli mamuller yerine, ambalajsiz ve ambalaji az olan mammuller ederek.
  17. Tek yönlü, yani bir defa kullanilip atilan mamuller, örnegin plastik çatal, kasik ve tabaklar; tekrar doldurulamayan çakmaklar, plasti tras aletleri vb. mamuller yerine, çok kez kullanilabilecek metal çatal ve kasik, porselen tabak, doldurulabilen çakmak, uzun ömürlü tras alatlerini tercih ederek.
  18. Bosalinca atilan piller yerine, tekrar sarj edilebilen pilleri tercih ederek.
  19. Aluminyum ve teneke kutular satilan içecekler yerine, depozitolu cam siselerde satilanlari tercih ederek.
  20. Alisveriste plstik torbalar yerine, bez torba ve alisveris sepeti kullanarak.
  21. Meyve ve sebze alirken, paketlenmis mallar yerine amlajsiz mallari alarak.
  22. Konserve kutularinda satilan besin maddeleri, yerine taze ya da cam kavanozlardaki besin maddelerini kullanarak.
  23. Porsiyonluk reçel, bal, teryagi, kahve sütü vs. yerine büyük paketleri seçerek.
  24. Mobilya alirken dayanikli ve uzun ömürlü olanlari seçin. Gerçekten gerekmedikçe mobilyalarinizi degistirmeyin.
  25. Ormanda kesinlikle ates yakmayin. Piknik yaptiginiz alani temiz birakin.
  26. Ormanlara yakin arazilerde aniz yakmayin; yakanlari uyarin.
  27. Agaçlandirma çalismalarinda yörye özgü agaç türlerinin kullanilmasina özen gösterin.
  28. Kagitlari mümkün oldugunca çift tarafli kullanin; kagit israfindan kaçinin.
  29. Hafif kagit kullanin. Hafif kagidin üretimi sirasinda daha az enerji ve daha az hammadde kullanilir.
  30. Geri dönüsümlü kagit kullanin. Geri dönüsümü yasaminizin bir parçasi haline getirin. Topladiginiz kagitlari düzenli olarak atik kagit alim merkezlerine gönderin.
  31. Mümkün oldugunca e-posta, modem yoluyla faks gibi alternatif iletisim araçlarini kullanin.
  32. Bilgisayarinizdan çok gerekmedikçe kagit çiktisi almayin. Dosyalarinizi bilgisayar ortaminda saklayin.
  33. Televizyonlar bekleme konumunda bırakılmamalı.
  34. Eşyalar, radyatörleri kapatmayacak şekilde yerleştirilmeli.
  35. Diş fırçalama, bulaşık yıkama, traş esnasında musluk açık bırakılmamalı.
  36. Akan tesisatlar onarılmalı.
  37. Hortumla sulama ve yıkama yapılmamalı.
  38. Aracın taşıma kapasitesi aşılmamalı.
  39. Uzun duraklamalarda aracın kontağı kapatılmalı
  40. Geri dönüştürülemeyen ambalajlarda satılan ürünler alınmamalı.
  41. Başta PVC olmak üzere, plastik ambalajlardan kaçınmalı.
  42. Şişe ve kavanoz gibi cam ürünler tercih edilmeli.
  43. Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi ürünler yeniden kullanılmalı.
  44. Alışverişlerde plastik poşet kullanılmamalı.
  45. Cam malzemeler, organik çöplerle birlikte atılmamalı.
Unutmamalıyız ki, sağlıklı bir çevre için vereceğimiz her hizmet, kendi sağlığımız ve çocuklarımızın geleceği içindir.

 

Çevremiz konusunda daha genis bilgiler icin lütfen asagidaki linke tiklayin.

 www.cevremizikoruyalim.de.tl

 

 

 

 

 

 

Asagidaki video Doga ve Çevre Vakfi`nin (DOÇEV) tanitim videosudur.

 


ÇEVREMÍZ

14/12/2007
Ìnsanlar varoluslarindan 1950`li yillara kadar ekolojik denge bozulmadan doga ile uyum içinde mutlu ve saglikli yasiyorlardi. 1950`lerden bu yana ekolojik denge git gide artarak tahrip edilmekte. Endüstri ve evlerden kaynaklanan çevre kirliligi günümüzün en büyük sorunlarindan biridir. Endüstri ve evlerden kaynaklanan çöpler çevre kirliligine neden olmakta ve dogayi tehlikeye sokmaktadir. Diger taraftan çevre kirliligi insan ve tüm diger canlilarin sagliklarini etkilemektedir. Çevre kirliligi ve birçok hastalik arasindaki baglanti hiç süpheye yer vermeyecek kadar aciktir. Çevre kirliligine bagli olarak olusan hastaliklara cilt hastaliklari, alerjiler ve solunum yolu hastaliklari örnek olarak verilebilinir.

Sanayilesme insanliga sayisiz faydalar getirmistir. Çesitli araç ve aletler günlük yasatimzi kolaylastirmakta ve yasam standardimizi artirmaktadirlar. Örnegin, önceleri saatlerce, haftalarca süren yollari günümüzde ise özel veya toplu tasima araçlariyla kisa sürede arkamizda birakabiliyoruz. Bunun yanisira çamasir makinasi, bulasik makinasi ve elektrikli süpürge gibi elektronik aletlerin yardimiyla eskisine oranla, çok daha az güç ve zaman harcayarak günlük isleri yapiyoruz. Fakat bütün bu rahatligin ne pahasina oldugunu insanlarin düsünme zamani gelmistir. Dogal zenginlikler günden güne azalmakta, çöp daglari yükselmekte, su ve hava kirligi artmaktadir. Buna karsilik dogal yasam alanlari da giderek yok olmaktadir.

Çevre kirligini çogumuz görünen çöpler olarak algilamaktayiz. Ama bu terim aslinda çiplak gözle görünmeyen kirlilikleri de kapsamaktadir. Her ne kadar su, hava ve toprak kirliligi görünmüyorsa da, etkileri yinede çok büyük.

Çevremizi tehdit eden bazi sorunlar sunlardir:

  • Ozon tabakasinin delinmesi
  • Dogal çevrenin, bitki ve hayvan türlerinin yok olmasi
  • Tropik ormanlarinin gün gectikce kesilerek küçülmesi
  • Yeryüzü atmosferinin isnmasi
  • Buzullarin erimesi
  • Deniz seviyesinin yükselmesi
  • Topraklarin erozyona ugramasi ve betonlasmasi
  • Tehlikeli atik maddelerinin bilhassa radyasyon isinlarin artmasi
  • Havanin ve suyun asiri derecede kirlenmesi
  • Çöp miktarinin artmasi
  • Motorlu araçlarin sürekli artmasi

Çevremizden sorumlu oldugumuzun bilincinde olmak zorundayiz. Artan çevre kirliligini ciddiye almamak, gözlerimizi tehdit edici tehlikelere karsi kapatmak demektir. Çünkü ekolojik dengenin tahribi bitkilerin, hayvanlarin ve insanlarin yasam alanlarini yok etmektir.

Bizden sonra gelecek kusaklara hangi mirasi birakmak istiyoruz? Bu soruyla karsi karsiya gelmenin kacis yolu yoktur. Bundan dolayi yasamin temel elementlerini korumak ve onu gelecek kusaklara yasanilabilir bir vaziyette birakmak, hepimizin görevi olmalidr. Yasayan bir doga ve temiz bir çevre için birlikte çalismak ve çevre bilinciyle hareket etmek zorundayiz.

Eger gelecek nesillere saglikli ve yasanilabilir bir doga birakmak istiyorsak, simdiden birseyler yapmamiz gerekir.

Unutmamaliyiz ki, saglikli bir çevre için verecegimiz her hizmet, kendi sagligimiz ve çocuklarimizin gelecegi içindir.

 

Çevremiz konusunda daha genis bilgiler icin lütfen asagidaki linke tiklayin.