KÜRESEL ISINMA

14/12/2007
Son yillarda hatta son günlerde televizyonlarda, radyolarda ve gazetelerde sel, kasirga, firtina, orman yanginlari ve buzullarin erimesi gibi dogal felaket haberleri gündemden düsmüyor.
Bu dogal felaketlirin nedenini veya neden kaynaklandigini hiç düsündünüz mü?
Bu dogal felaketlerin tek bir nedeni veya kaynagi vardir, o da yine son zamanlarada sik sik konusu edilen Küresel Isinmadir.
Eger dikkatinizi çektiyse Dünya giderek isiniyor iklimler degisiyor. Yaz aylari heryil biraz daha uzuyor ve bunaltici geçiyor. Buzullar eriyor; seller artiyor, kasirgalar, hortumlar yüzlerce can aliyor. Ìklimin isinmasi nediniyle Avrupa`da ilkbahar ve yaz mevsimlerinin 1960`li yillardan bu yana yaklasik 11 gün uzadi. 40 yil öncesiyle karsilastirdigimizda, agaçlar 6 gün erken çiçek açiyor ve sonbaharin bir göstergesi olan yapraklarin sararmasi yaklasik 5 gün daha geç gerçeklesiyor.
Küresel isinmanin nedeniyse 1850`li yillarda baslayan ve hizli endüstrilesme sonucu atmosferde artan sera gazlarindan kaynaklanmasidir.
Küresel isinmaya yol açan sera gazlarinin ortak özelligi, dünyaya gelen günes isinlarinin geriye dönüsünü engelleyerek yeryüzünün isisini artirmalaridir (tipki seradaki gibi günes isinlarinin içeri girmesine izin veriyor ama isinin disari çikmasini engelliyor). Bu gazlarin büyük çogunlugu atmosferde dogal olarak bulunuyor ve dogal miktarlari ile yeryüzünde yasami mümkün kiliyorlar. Dünyanin olusumdan beri varolan sera etkisi olmasaydi dünyanin yüzey sicakligi -20 derece olur, okyanuslar buz tutardi. Yani Dünya`da canlilar yasayacak ortam bulamazdi. Ancak atmosferde çesitli insan kaynakli nedenlerle miktari artan bu gazlar yeryüzünün sicakliginda belirgin artmalara neden olmasi ve buda gelecekte dogal felaketlerin daha da artabileceginin bir göstergesidir. Geçtigimiz 100 yilda sicaklik 0.5 derece deniz seviyesi ise ortalama 15-20 cm yükseldi. 2100 yilina kadar da 15-95 cm yükselecegi tahmin ediliyor.
Sera gazlarinin basinda karbondioksit, metan, azotoksit gibi gazlar gelmektedir. Karbondioksit`in atmosferin isinmasinda çok büyük bir payi vardir. Petrol ve kömür gibi fosil yakitlarin kullaninimi sonucu olusan korbondioksit`in havadaki dogal orani onbinde üç. Endüstri devrimine temel alinan 1750 yilindan bu yana atmosferdeki karbondioksit orani %31 artti. 1980`li yillarda bu artis yilda binde dört oraninda. Karbondioksit sadece endüstriyel üretimle degil, ayni zamanda trafik ve konut isitiminda fosil yakitlarin kullanimi sonucu da ortaya çikiyor. Ayrica ormanlik ve yesil alanlarin azalmasi, karbondioksit oranini arttiriyor, çünkü ormanlik ve yesil alanlar karbondioksit`i atmosferden emerek bünyelerinede haps ediyorlar.
Küresel isinmanin en büyük sorumlusu gelismis ülkelerdir. Korbondioksit oraninin üçte ikisini zengin ülkeler tarafindan gerçeklestiriliyor. Bunlarin basinda da Amerika, Almanya, Japonya ve Çin geliyor.
Uzmanlara göre Dünyamizin bu gidisadla isinmasina devam edildigi taktirde insanligi önümüzdeki 100 yilda çok büyük felaketler beklemektedir. Avrupali bir grup uzmanlara göre küresel isinma sonucu ünümüzdeki yüzyil boyunca pek çok degisiklige neden olacak. Güney bölgeleri daha sicak ve yagisli, kuzey bölgeler ise kuru ve sicak mevsimler bekliyor. Uzmanlara göre küresel isinma yüzünden deniz seviyesi yükselecek, buzullar daha da eriyecek, barajlardaki su seviyesi azalacak ve firtinalar daha çok can alacak.

Bilim adamlarinin deyimlerine göre önümüzdeki yüzyil içinde küresel isinmanin yolaçabilecegi noktalardan bazilari sunlardir:

  • 1900`li yillarda sicaklik 0.5 derece, deniz seviyesi ise ortalama 15-20 cm yükseldi.
  • 2100 yilina kadar da 15-95 cm yükselecegi tahmin ediliyor.
    Deniz seviyesinin 1 metre yükselmesi durumunda Uruguayi`in %0.05`i, Misir`in %1`i, Hollanda`nin %6`sI ve Banlades`in %17.5`inin sular altinda kalacagi tahmin ediliyor.
  • Küresel isinma ekonomiyi de etkileyecek. Kiyi bölgeleri sular altinda kalacagindan dolayi üretim alanlari zarar görecek. Milyonlarca insan kiyi alanlari ve küçük adalardan göç etme zorunda kalacaklar.
  • Ìklim degisimi insan sagligini dogrudan etkileyecek. Sürekli sicak hava, firtinalar, seller, kalp, solunum yolu hastaliklarina neden oldugu gibi sel altinda kalan bölgelerde göçlerle birlikte bulasici hastaliklarda artacak.
  • Kasirga, tayfun, hortum ve yangilar artacak.
  • Su sikintisi yasanacak.
  • Mikroplar ve salgin hastaliklar yayilacak.
  • Yer kaymalari meydana gelecek.
  • Pek çok hayvan ve bitki türünün soyu tükenecek.
  • Kutuplardaki buz tabakalari eriyecek (bazi yerlerde erimeye basladi bile)

Bu soruna çözüm bulabilmek için basta gelismis ülkeler olmak üzere bütün dünya bunun çaresini ariyor. Küresel isinma sorunu için ilk adim 1992`de Rio`da yapilan Dünya Zirvesi`nde atildi. 160 ülke Iklim Degisimi Sözlesmesi`ni imzaladi. Ancak bu konuda etkin bir önlem alinamayinca isinmadan sorumlu zengin ülkelerin tedbir almasi gündeme geldi. Imzalanan anlasmanin yürürlüge girebilmesi için 1997`de Kyoto kentinde 84 ülke tarfindan bir protokol imzalandi. Bu protokolda karbondioksit üretimini kontrol altina almanin en akilci yol oldugu vurgulandi. Sunulan bu protokolün yürürlüge girebilmesi için 55 ülkenin onayi gerekiyor. Malasef ne var ki, sanayi ülkeri arasinda %36`lik bir oranla çevreyi en fazla kirleten ülke ABD ve Busch ABD`nin ekonomik gelismesine darbe vuracagi gerekçesi ile , Kyoto`ya karsi direniyor ve protokolü imzalamiyor.
Protokole imza atan endüstri ülkelerinin, dünya ikliminde sera etkisine yol açan alti gazin emisyonlarinin 2012 yilina kadar, 1990 yili düzeyinin %5 altina düsürülmesini öngörüyor.
Dünya ikliminin korunmasinda öncü ülkelerden biri Almanya. Almanya`nin 1990-2010 yili arasinda karbondioksit emisiyonunu %21 oraninda düsürülmesi gerekiyordu. simdiye kadar ulasilan miktar %18. Alman parlamentosunun iklim komisyonu 2010 yilindan sonrasi için karbondioksit emisyonunun indirimini %40 olarak görüyor.

Her sahiz özel yasaminda küresel isinmanin artmasini önlemek ve ayni zamanda da karbondioksit oranini düsürmek için katkida bulunabilirler.

Örnegin:

  • Enerji ve akaryakit tasarruf ederek. Her nekadar fazla enerji ve akaryakit tasarruf edilirse, atmosfere o kadar az karbondioksit birakilir.
  • Kisa mesafelere araba yerine yürüyerek veya bisikletle de ulasilabilir.
  • Agaçlandirma yaparak veya agaçlari kesmeyerek. Agaçlar atmosferdeki korbondioksiti emerek bünyelerinde haps eder ve oksije dönüstürür.

 

Çevremiz konusunda daha genis bilgiler icin lütfen asagidaki linke tiklayin.

 


ÇEVREMÍZ

14/12/2007
Ìnsanlar varoluslarindan 1950`li yillara kadar ekolojik denge bozulmadan doga ile uyum içinde mutlu ve saglikli yasiyorlardi. 1950`lerden bu yana ekolojik denge git gide artarak tahrip edilmekte. Endüstri ve evlerden kaynaklanan çevre kirliligi günümüzün en büyük sorunlarindan biridir. Endüstri ve evlerden kaynaklanan çöpler çevre kirliligine neden olmakta ve dogayi tehlikeye sokmaktadir. Diger taraftan çevre kirliligi insan ve tüm diger canlilarin sagliklarini etkilemektedir. Çevre kirliligi ve birçok hastalik arasindaki baglanti hiç süpheye yer vermeyecek kadar aciktir. Çevre kirliligine bagli olarak olusan hastaliklara cilt hastaliklari, alerjiler ve solunum yolu hastaliklari örnek olarak verilebilinir.

Sanayilesme insanliga sayisiz faydalar getirmistir. Çesitli araç ve aletler günlük yasatimzi kolaylastirmakta ve yasam standardimizi artirmaktadirlar. Örnegin, önceleri saatlerce, haftalarca süren yollari günümüzde ise özel veya toplu tasima araçlariyla kisa sürede arkamizda birakabiliyoruz. Bunun yanisira çamasir makinasi, bulasik makinasi ve elektrikli süpürge gibi elektronik aletlerin yardimiyla eskisine oranla, çok daha az güç ve zaman harcayarak günlük isleri yapiyoruz. Fakat bütün bu rahatligin ne pahasina oldugunu insanlarin düsünme zamani gelmistir. Dogal zenginlikler günden güne azalmakta, çöp daglari yükselmekte, su ve hava kirligi artmaktadir. Buna karsilik dogal yasam alanlari da giderek yok olmaktadir.

Çevre kirligini çogumuz görünen çöpler olarak algilamaktayiz. Ama bu terim aslinda çiplak gözle görünmeyen kirlilikleri de kapsamaktadir. Her ne kadar su, hava ve toprak kirliligi görünmüyorsa da, etkileri yinede çok büyük.

Çevremizi tehdit eden bazi sorunlar sunlardir:

  • Ozon tabakasinin delinmesi
  • Dogal çevrenin, bitki ve hayvan türlerinin yok olmasi
  • Tropik ormanlarinin gün gectikce kesilerek küçülmesi
  • Yeryüzü atmosferinin isnmasi
  • Buzullarin erimesi
  • Deniz seviyesinin yükselmesi
  • Topraklarin erozyona ugramasi ve betonlasmasi
  • Tehlikeli atik maddelerinin bilhassa radyasyon isinlarin artmasi
  • Havanin ve suyun asiri derecede kirlenmesi
  • Çöp miktarinin artmasi
  • Motorlu araçlarin sürekli artmasi

Çevremizden sorumlu oldugumuzun bilincinde olmak zorundayiz. Artan çevre kirliligini ciddiye almamak, gözlerimizi tehdit edici tehlikelere karsi kapatmak demektir. Çünkü ekolojik dengenin tahribi bitkilerin, hayvanlarin ve insanlarin yasam alanlarini yok etmektir.

Bizden sonra gelecek kusaklara hangi mirasi birakmak istiyoruz? Bu soruyla karsi karsiya gelmenin kacis yolu yoktur. Bundan dolayi yasamin temel elementlerini korumak ve onu gelecek kusaklara yasanilabilir bir vaziyette birakmak, hepimizin görevi olmalidr. Yasayan bir doga ve temiz bir çevre için birlikte çalismak ve çevre bilinciyle hareket etmek zorundayiz.

Eger gelecek nesillere saglikli ve yasanilabilir bir doga birakmak istiyorsak, simdiden birseyler yapmamiz gerekir.

Unutmamaliyiz ki, saglikli bir çevre için verecegimiz her hizmet, kendi sagligimiz ve çocuklarimizin gelecegi içindir.

 

Çevremiz konusunda daha genis bilgiler icin lütfen asagidaki linke tiklayin.