Anasayfa > Dünyanin carki, dere, kuslar > Dünyanın çarkı

Dünyanın çarkı

Herkes dünyanın çarkına bir katkı koyar. Bizim katkımız da burada yaşamak… Isparta’nın bir dağ köyü Darıbükü’nde yaşayan 84 yaşındaki Mehmet Dede sözlerine böyle başlıyor.Mehmet Dede ve eşi Köprüçay’ın doğduğu dağlarda Darıbükü köyüne yirmi kilometre mesafede, dokuz nüfuslu bir mahallede yaşıyor. Yaşadıkları ev elle ve taştan yapılmış. Karların arasındaki bu evin tek bir göz odası var. Tek göz odanın daracık balkonu aynı zamanda evin mutfağı.

Evi küçük bir bahçe, bahçeyi ise elle yapılmış tahta çitler çevreliyor. Çitlerin arasında Mehmet Dede’nin iki koyunu ve arıları yaşıyor. Mehmet Dede’nin arı kovanları da elle oyulmuş. Çınar ağacından oyulan kovanların iki ucu çam kabuğu ve çamurla kapatılmış. Tek göz odaya oturduğumuzda Mehmet Dede “Siz tanrı misafirisiniz” diyerek bize bu kovanlarda ürettiği eşsiz baldan ikram ediyor. Dedenin ikramını bal diye değil de, şifa niyetine yiyoruz.

Bulunduğumuz ev uçurumun eteğine kurulmuş. Uçsuz bucaksız karlı tepelerin ardında Dedegöl Dağları uzanıyor. Zirveler, ormanlar ve dereler. Et ile tırnak olup birbirine geçmiş.

Mehmet Dede burada hem tarlasını ekiyor, hem arıcılık, hem de hayvancılık yapıyor. O aynı zamanda bir saat tamircisi ve marangoz. Artık ortadan kalkmaya yüz tutmuş mekanik saatler, dedenin elleriyle yaptığı dolabın karşısındaki pencereyi süslüyor. Dolabın kapaklarında farklı süslemeler var. Bunlardan biri de çarkıfelek…

Mehmet Dede’nin yanında geçirdiğimiz kısa sürede konuşmaya cesaret edemedim. Aklıma sayısız cümle, binlerce soru geldiyse de, hiçbirine dilim dönmedi. Zihnim dilime dolaştı. Olduğum yerde kalakaldım. Giderken de onun ve eşinin ellerin öpüp ayrıldım. Bizim arkamızdan bahçenin tahta kapısını bir kapatışı vardı ki! Kapanan şey kapı değil, bir çağ…

Dağdan aşağı yürürken eriyen karları dinliyordum. Gözümün önüne şehirlerin karanlık köşeleri geldi. Cinayetler geldi, iktidar kavgaları gitti. Savaş naraları, suyun sesine karıştı. Zihnim bir kere daha HES makinelerinin kanattığı dağlara uzandı. Uçurumun altından özgürce akıp giden Köprüçay için de aynı oyun hazırlanmıştı. Eğer durdurulmazsa, bu eşsiz vadi Kasımlar Barajı’nın suları altında kalacaktı.

Derken garip birşey oldu. Bildiğim tüm kuşların sesleri zihnimden geçti. Tüm kuşlar aynı anda öttüğünde, ortaya bir dere sesi çıkıyordu. Şu derenin sesi, sanki oradaki tüm kuş seslerini mayalıyordu. Anladım ki… Kuşlar ötmeyi derelerden öğrenir. İnsan bedenini topraktan öğrenir. Gelecek zamanın çarkını, geçmişin mayası döndürür.

Bu dağlarda başı derde düştüğünde insanlar Hızır’la konuşurmuş. Şu telaşlı şehirlerde siz kiminle konuşuyorsunuz?

Güven Eken
Doğa Derneği Başkanı
guven.eken@ogadernegi.org
twitter.com/ekenguven

Radikal / 27 Aralık 2011

Kategoriler:Dünyanin carki, dere, kuslar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: